10 Ekim davası: Gazetecilere engel 

ANKARA- 10 Ekim 2015’te gerçekleşen Ankara Katliamının 7. duruşması Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başladı. Duruşmayı, patlamada yaşamını yitirenlerin aileleri ve çok sayıda kişi izliyor. İki gün sürecek duruşmada gazeteciler sarı basın kartı engeline takıldı. Gazetecilerin her zaman oturduğu ön sıraya sarı basın kartı şartı getirilerek, kartı olmayanların arka sıraya oturması istendi. Duruşmada 19 tutuklu sanıktan 18’i hazır edilirken sanık Hatice Akaltın sağlık raporu sunarak duruşmaya katılmadı. Bir önceki celsede avukatların Gaziantep Emniyeti’nden talep ettiği belgelerin hiçbiri mahkemeye sunulmadı. Avukatlar, istenen belgeleri göndermeyen kamu görevlileri hakkında soruşturma açılmadığı takdirde kendilerinin gidip belgeleri toparlayacağını ifade etti.

 

“HTS kayıtlarını talep ettik”

 

Duruşmaya ilişkin #ÖZGÜRÜZ’e bilgi veren ailelerin avukatlarından İlke Işık, çoğu belgenin kendilerine ulaşmadığını söyledi. Işık IŞİD hücrelerinin Gaziantep’te olduğuna dikkat çekerek, “Uzun süredir Antep’ten gelmeyen evraklar ve cevabı gelmeyen yazışmalarla uğraşıyoruz. Bu katliamı gerçekleştiren hücre Antep hücresi olduğu için çok sayıda bağlantı Antep’te bulunuyor. Antep’ten çok sayıda talebimiz oldu. Savcı bunların hiçbirini istememişti. Antep’te sanıkların buluştuğu parklar var. Biz oraların HTS kayıtlarını talep ettik. Mahkeme de bunu geçen yıl istemişti ama Antep emniyet müdürlüğü hiçbir şekilde cevap vermiyor. Bu kadar uzun süredir mahkemelerin istediği belgelere kurumların cevap vermemesi bizi şaşırtıyor. Bu kurumlar hakkında özellikle Antep emniyeti hakkında suç duyurusunda bulunulması gerekiyor. Mahkeme bunların hiçbirini yapmadı. Mahkemenin yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunması gerekiyor” dedi.

 

“Antep’ten gelip, Antep’e gittiler”

 

Savcının hazırladığı iddianamede çok büyük hatalar olduğunu ve bu iddianamenin mahkeme heyeti tarafından kabul edilmemesi gerektiğini söyleyen Işık, “İddianame çıktığında biz heyetle görüştük. Dilekçe yazıp itirazlarımızı söyledik. Böyle bir iddianame olmaz, İddianame çok eksik, araştırma ve değerlendirme içermeyen, delilleri karartan, sanıkların kaçmasına neden olan bir iddianame. Olay yerinden başlayan bir delil karartma söz konusu. Deliller toplanmadı, avukatların yardımcı olma olanakları engellendi, o gece gar meydanını sabunlu suyla yıkayıp trafiğe açtılar. 10 Ekim günü Tweet atan birkaç kişiyi yakalayabiliyorlar ama bu katliamın içinde yer alanları 14 ekim günü yakalamaya başlıyorlar. Katliamın üstünden 4 gün geçmiş ve savcılık görüntü istememiş. Kameraların kaydını bile iki gün sonra istemişler. 12 Ekim’de gar alanını gören kameraları izliyorlar. 14 Ekim günü de karayollarından görüntü istiyorlar. Bu durum sanıkların kaçmasına neden oldu. 15 Ekim gününe kadar hücre evini boşaltmıyorlar. Antep’te yakalamayan operasyon yapmayan görevliler var” diye konuştu.

 

“Meydanın adı değiştirilsin”

 

10 Ekim Aileleri ve yaralıların kurduğu 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği duruşma öncesi Adliye binası önünde basın açıklaması yaptı. Katliamda eşi avukat Uygar Coşgun’u kaybeden Dernek Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun, başta sorumluluğunu yerine getirmeyen kamu görevlileri olmak üzere tüm sorumluların adil bir şekilde yargılanması gerektiğini talep etti. Coşgun, “O gün o alanda katliamcıların binlerce kilometre gelmesine göz yuman, katliam anında gerekli sağlık desteğini sundurmayan, ambulans göndermeyen, gelen ambulansı bekleten, bir nefesin can kurtardığı yerde biber gazı sıkıp ilk yardım ve müdahaleyi engelleyen ve diğer tüm kamusal sorumlular, bu katliamdaki ihmal ve kasıtları nedeniyle hesap vermelidir” ifadelerini kullandı. Coşgun, katliamın meydana geldiği Ankara Garı önündeki meydanın adının da “10 Ekim Emek, Barış ve Demokrasi Meydanı” olarak değiştirilmesini istedi.  

 

VİDEO HABER: EREN GÜVEN / İRFAN UÇAR

VİDEOYU İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN

© ozguruz.org Türkçe

Tarih 31.01.2018

 

2018-01-31T13:03:09+00:00