Altınörs: Mustafa Suphi cinayetiyle Meclis sola kapatılır

ANKARA- Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) kurucusu Mustafa Suphi ve arkadaşlarının Karadeniz’de Yahya kaptan tarafından öldürülmesinin üzerinden 97 yıl geçti. Marksist Araştırmacı Yazar Alp Altınörs, “devlet için kurşun atan da yiyen de şereflidir” geleneğinin Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne aktarıldığını, tetikçilerin konuşmaya başlayınca da ortadan kaldırıldığını söyledi. Altınörs, Mustafa Suphi ve arkadaşlarının öldürülmesiyle Meclis’in sola kapatıldığını belirtiyor.

 

TKP kurucusu ve başkanı Mustafa Suphi ve arkadaşlarının Trabzon’da bindirildikleri bir teknede öldürülmesinin üzerinden 97 yıl geçti. Özgürüz’e konuşan Araştırmacı Alp Altınörs, 28-29 Ocak 1921 tarihinde Yahya Kahya tarafından öldürülmesinden bugüne süren devlet geleneğini, cezasızlığa dikkat çekti.

“Mustafa Suphi bir dönem İttihat ve Terakki içinde yer almıştı ama daha sonra İttihat ve Terakki tarafından sürgün edilmiştir. Sürgün cezasını geçirirken Rusya ve Avrupa’ya geçmiş. Avrupa’daki fikir hareketleriyle ilişki kurmuş ve ardından Ekim Devrimi döneminde Rusya’da bulunduğu için Bolşeviklere katılmış. Bolşevik partisinde yer almış. İç savaşın çeşitli aşamalarında Türk savaş esirlerinden oluşturduğu Kızıl Birliklerde yer almış ve savaşmış. Mustafa Suphi Türkiye Komünist Partisi’nin ilk çekirdeğini Bakü’de kurmuş ve ardından 1920’de gerçekleşen Birlik Kongresi ile birlikte Türkiye’deki çeşitli komünist kesimleri bir araya getirerek Türkiye Komünist Partisi’ni 10 Eylül 1920 tarihinde Bakü’de kuruluşuna önderlik etmiş bir devrimcidir. Türkiye Komünist Partisi’nin de ilk başkanıdır.

 

MUSTAFA SUPHİ’NİN KARISI SEKS KÖLESİ YAPILIR

 

Kuruluş kongresinin ardından Mustafa Suphi ve yoldaşları Anadolu’da devam etmekte olan Kurtuluş Savaşı’na katılmak üzere Anadolu’ya geçmek isterler. Burada Mustafa Kemal ile yazışmaları da olur. Mustafa Kemal Meclis’te bir TKP temsilcisinin bulunmasında fayda vardır diye yanıt verince Mustafa Suphi bu yanıtı olduğundan daha olumlu yorumlayarak ve Kemalistlere daha fazla güvenerek Kars üzerinden Anadolu’ya giriş yaparlar. 19 kişilik bir heyettir. Genelde 15’ler diye bilinir ama Maria Suphi katliamda bir kenara ayrılarak kadın olduğu için seks kölesi yapılmıştır. Trabzon’da eşrafa satılarak en sonunda akıl sağlığını yitirerek öldüğü rivayet edilir. Dolaysıyla aslında 16’lardır.

Mustafa Suphi ve arkadaşları Kars’ta Kazım Karabekir’le çok uzun bir süre diyalog içinde olur. Bu bir aylık bir süredir. Bu sürede Ankara heyeti TKP heyeti ile ilgili ne yapmaya karar vermektedir. Aslında Mustafa Kemal’in önerisi TKP’nin topyekûn bir dönüş değil, sadece Meclis’te bir temsilcisinin bulunmasına yöneliktir. Fakat o bir temsilcinin bile büyük bir sıkıntı yaratacağını düşündü Ankara hükümeti ve çevreleri. Çünkü o dönemde komünist bir parti daha vardı ve giderek daha da güçleniyordu. TKP’nin de gelmesiyle Ankara’da komünizmin daha da güçleneceği ve dolaysıyla bir sol kanadın Meclis’te ortaya çıkacağı belirginleştiği için doğrudan doğruya onları katletme yoluna gittiler. Doğrudan doğruya Mustafa Kemal’in ‘bunları öldürün’ diye bir telgrafı yoktur. Fakat Kazım Karabekir ile günlük olarak telgraflaştıkları, yaptıkları çeşitli haberleşmelerin belgeleri kitaplarda mevcuttur.

Öncelikle İsmet İnönü’nün bir telgrafı var Erkanı Umumiye Harp Reisi olarak. Mustafa Suphi’nin yanında birlikte bir Türk Kızıl Alayı ile birlikte geleceğine yönelik. Buna kesinlikle engel olunmalı diyor. Mustafa Suphi’nin öngörüsü de bu Kızıl Birliğin Anadolu’da Kuvvai Milliye saflarında savaşta yer almasına dönüktür.

 

MUSTAFA SUPHİ BİR AY BOYUNCA KARABEKİR’LE GÖRÜŞÜR

 

İkincisi ise ‘Bir bakın, öğrenin ne yapmak istiyorlar’ diye. Bunun üzerine Kazım Karabekir de Mustafa Suphi ile uzun sohbetleri vardır. Daha sonra gün be gün Kazım Karabekir Ankara’ya, Büyük Millet Meclisi Reisine ne yapacağını bildiriyor. Kars’taki komünist heyetin silahları alınarak trene bindirilip Erzurum’a gönderiliyor. Erzurum’da Muhafaza-i Mukaddesat Cemiyeti, bir nevi oranın Komünizmle Mücadele Derneği gibi bir yapı. Tren Garı’na girildiği vakit büyük bir gösteri yapılıyor Mustafa Suphi ve arkadaşlarını burada yuhalatılıyorlar. O dönem basında bir linç örgütleniyor. Mustafa Suphi’nin Rusya’da Türk savaş esirlerini idam ettirdiği, savaş esirlerinin kanına giren bir caninin Erzurum’a getirildiğine dair haberler çıkartılıyor ve halk galeyana getiriliyor. Trenden indirilip Erzurum’dan Trabzon’a kadar yürütülerek götürülüyorlar. Mesafeyi gözünüzün önüne getirin. Beraberlerinde jandarma müfrezesi ile birlikte kimsenin onlara yatacak yer dahi vermediği, yiyecek ekmek vermeden günler süren bir yoluculukla Trabzon’a kadar getiriliyorlar. İşin bu kısmına kadar Kazım Karabekir’in telgraflarında da yer veriliyor. Açıkça söylüyor, ‘Biz Erzurum’a götüreceğiz öyle bir şey tertipleyeceğiz ki Sovyetler ile de aramız bozulmasın. Biz sadece Mustafa Suphi’nin şahsına karşıymışız gibi bir şeyler yapacağız’ diyor telgraflarında. Maçka’dan sonrası tam bir linç harekatına dönüşüyor. Orada çamurların içinde yuvarlayıp dövüyorlar. Sonra limana gidiyorlar, oradan gemiye bindiriliyorlar.

 

ANADOLU’DA KEMALİST İTTİHATÇI AYRIMI YOKTU

 

Burada Kemalist ya da daha doğrusu resmi tarih anlatıcıları ‘Aslında Kazım Karabekir, Trabzon Valisi’nin amacı onları öldürmek değildi. Sadece sınır dışı etmek üzere Trabzon’dan tekneye bindiriyorlar. Yahya kahya ve arkadaşlarının onları takip ederek öldürmeleri bizim bilgimiz dışında’ olduğunu söylüyorlar. Tabi ki bu çok gerçekçi bir tarih anlatısı değil. Yahya kahyanın ittihatçı olduğu dolaysıyla Enver Paşa’nın emri ile hareket ettiği ve bu ölümün ona mal edilmesi gerektiğini yazar Kemalist tarihçiler. Evet Yahya kahya ittihatçıdır, zaten Anadolu’da ittihatçılarla Kemalistler gibi bir ayrışma yoktur. Kuvvai Milliye ya da Müdafai Hukuk Cemiyetleri dediğimiz olay, hatta Meclis’in kendisi ittihatçılardan oluşuyor zaten. İttihatçı olmayan çok az insan bulursunuz. Dolayısıyla Trabzon’da da yerel devlet teşkilatı da ittihatçılardan oluşuyor.

Yahya kahya Trabzon’daki kayıkçıların kahyasıdır. Limandakilerden zorla haraç alan bir zorbadır. Aynı zamanda Teşkilatı Mahsusa’nın adamıdır. Devletteki süreklilikten söz etmek lazım. Anadolu’daki bütün devlet teşkilatları Ankara’ya bakıyor. Onun bir telgrafı ile hareket ediyor. Erzurum’daki Kolordu Osmanlı Kolordusudur. Valilikler hepsi Osmanlı’nın devamıdır. Aslında sıfırdan kurulan bir devlet teşkilatı yok. Bunlarında ittihatçılardan miras kaldığını biliyoruz. O yüzden Kemalistler yapmadı İttihatçılar yaptı yorumu bence çok gerçekçi değil.

 

YAHYA KAHYA KOMÜNİST TEŞKİLATA SIZIYOR

 

Yahya kahya komünist teşkilatlarına sızma girişimleri de oluyor aslında. Mesela Mustafa Suphi Bakü’den ilk Komünist teşkilatçıları gönderdiği zaman Trabzon’a gelen teşkilatçı TKP Trabzon İl Örgütü kuruyor. Daha TKP resmi bir şekilde kurulmadan gönderiyor. O dönem Yahya kahya o komünist teşkilatın üyesi oluyor ve içine sızıyor. Neredeyse o teşkilatın içinde ittihatçı olmayan yok. O nedenle Mustafa Suphi bu teşkilatı lağvediyor ve başka bir teşkilat kuruyor. Yahya kahyave ekibi büyük sorunlar çıkartıyorlar. ‘Bizim dışımızda bir teşkilat kuramazsınız’ diye büyük sorunlar çıkartıyor Yahya kahya ve ekibi.

Olayın kendisine geldiğimizde Sürmene açıklarında teknenin yanına başka bir tekne yaklaşıyor. Mustafa Suphi’leri katlediyorlar ve Maria Suphi’yi kaçırıyorlar. Bu tekne Yahya kahyanın teknesi ve silahları ile birlikte gidip onları katledip denize atıyorlar. Maria Suphi’yi de aslında bugün IŞİD’vari gördüğümüz bir zihniyet gibi alıp seks kölesi olarak satıyorlar.

 

YAHYA KAHYA KONUŞUNCA ÖLDÜRÜLÜYOR

 

Trabzon’da bu olay olduğu zaman işte Sovyet Rusya protesto yapıyor. Trabzon Valisi haberimiz yok diyor bunlardan. Daha sonra Kazım Karabekir Yahya kahyayı tutuklatarak Sivas’a götürüyor. Sivas’ta 2-3 ay gibi kısa bir süre tutukluyor.

Yahya kahya bırakıldıktan sonra 1922 Haziranı gibi Trabzon’a geliyor ve ‘Ben bu işi tek başıma mı yaptım’ diyerek konuşuyor. Bunun üzerine 3 Temmuz 1922’de Trabzon Soğuksu’da Jandarma Tugayı’nın yakınında bir noktada bir arabadan açılan ateşle öldürülüyor. O da faili meçhul olarak kalıyor yıllarca. Yahya kahyayı kim öldürdü bilemiyoruz. Fakat şöyle biliniyordu herhalde TKP’nin o dönem intikam alacak bir gücü olmadığına göre muhtemelen Mustafa Suphi cinayetinin bir devamı olarak o işi yaptıranlar bunu da ortadan kaldırmıştır. Bu iş 1974’e kadar bir sır olarak kaldı. Fakat daha sonra Mustafa Kemal’in Özel Muhafızı İsmail Hakkı Tekçe bir gazeteye verdiği röportajda “Yahya kahyayı aldığımız bir emir üzerine Topal Osman’ın iki adamıyla birlikte biz öldürdük”diyor. Böylece cinayet aydınlanmış oluyor. Bilindiği gibi Topal Osman da Teşkilat-ı Mahsusa’nın önemli bir figürü o dönemde Karadeniz bölgesinde. Daha sonra Topal Osman da öldürüldü. Neticede 3 Temmuz 1922’de yani Mustafa Suphiler cinayetinden bir buçuk yıl sonra Yahya kahya Trabzon’da öldürülmüş oldu ve bu dosya kapatılmış oldu. Doğrudan doğruya cinayetle ilgili eldeki tek figür, işin tetikçisi öldürülerek dosya kapatılmış oldu.

 

YAHYA KAHYADAN SAMAST’LARA BİR GELENEK VAR

 

Tansu Çiller başbakan olduğu dönemde “Devlet için kurşun atan da yiyen de şereflidir” demişti. İster asker olsun, ister sivil devlet adına bir iş yapmışsa o cezasız kalır ya da kimi durumlarda da çok fazla deşifre olmuşsa hapsedilir ya da öldürülür. İşin arkasındakilere dokunulmaz. Hrant Dink’iöldüren tetikçi Ogün Samast yakalandı ve içeriye atıldı, ama bu işin arka planındakiler yıllarca gizli kaldı. Bunların şimdi bir kısmı FETÖ kapsamında açığa çıkartılıyor. Neredeyse devletin gözü önünde herkesin bilgisi dahilinde işlenen bir cinayetti Hrant Dink cinayeti. Dink cinayeti de Karadeniz merkezlidir. İttihat Terakki’den günümüze Karadeniz Teşkilat-ı Mahsusa’nın, kontrgerillanın bir merkezi olarak örgütlenmeye çalışılmıştır. Karadeniz halkları hep bu baskının altında yaşamışlardır. Dün bu Yahya kahya ile Topal Osman ile oluyordu, bugün başka figürler çıkar, zihniyet aslında aynıdır. Ve devlet adına bir şeyler yapan her zaman dokunulmaz olmuşlar. Muhtemelen Ogün Samast da yıllarca hapis yatacağını düşünmemiştir bu cinayeti işlediğinde ya da Yasin Hayal yıllarca hapis yatacağını düşünmemiştir. Her zaman şöyle sırtı sıvazlanır tetikçilerin, ‘Devletimiz büyüktür,seni oradan çıkartır ya da bir şey olmaz, seni Avrupa’ya kaçırırız’ gibi. Faili meçhuller ve kontrgerilla cinayetleri sırasında devlet tarafından da ortadan kaldırılan çok sayıda tetikçi olmuştur. Haluk Kırcı gibi içerden çıkartılanlar da olmuştur. Mehmet Ali Ağca gibi. Bunun tarihi çok derindir.

 

AKŞENER BAKANLIĞI DÖNEMİNDE DE DOKUNULMAZLAR VARDI

 

Bugün KHK’ya şaşırılıyor, ama buna şaşıranlara ben şaşırıyorum. Bu durum hep vardı. Daha önce devletin kolektif kanadı altındaydı, şimdi ise bir parti adı altında oluyor. Meral Akşener karşı çıkıyor şimdi. Sen İçişleri Bakanı’yken insanlar öldürülmüyor muydu? Hizbullah satırlarla insanları doğramıyor muydu? Bir örnek de Hizbullah’tır, dokunulmazlıkları vardı. Onun sınırlarını da devlet çizer. Kullanıp işi bittikten sonra üstünü çizer. İstanbul Beykoz’da Hüseyin Velioğlu’nu öldürttü. Daha sonra da bir takım lider kadrolarını cezaevinden çıkartıp İran’a kaçırttılar. Bu KHK ile Kürt illerinde Hizbullah’ın yeniden diriltilmesi, batıda çeşitli selefi şebekelerin dokunulmazlık zırhı altında ortaya çıkması bu tür yapılanmaların elini kolunu sallayarak suç işlemelerinin de önü açılmış oldu.

 

CİNAYET DEVLETTEKİ SÜREKLİLİĞİ GÖSTERİYOR

 

Burada Mustafa Suphi cinayeti şu açıdan önemli. 1921’den bu yana yaklaşık 100 yıl geçmiş. Türkiye’de kontrgerillanın şifreleri deşifre edilmiyor. Bu cinayet daha 1921’de cumhuriyet kurulmadan Osmanlı ortadan kalkmadan ara dönemde işlenmiştir. Mustafa Suphi ve arkadaşlarının katli devletin sürekliliği açısından çok net bir örnektir. Osmanlı ile Türkiye Cumhuriyeti arasında çeşitli açılardan müthiş bir süreklilik var. Osmanlı’nın kurdurduğu Teşkilatı Mahsusa şebekeleri bu cinayette çeşitli rol oynamışlardır. Birinci Meclis’te sol bir hava vardır. ‘Yoldaş Lenin’ diye mektuplar gönderilmişti, ama bu cinayetle buna da bir sınır çekilmiştir.”

 

VİDEO HABER: İRFAN UÇAR / EREN GÜVEN

VİDEOYU İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN

© ozguruz.org Türkçe

Tarih 18.01.2018

2018-01-18T19:13:36+00:00