Baskın Oran: Türkiye’yi AKP, MHP, Ulusalcılar ve Ergenekoncular yönetiyor

ANKARA- İşlerine iade talebiyle 264 gündür açlık grevinde olan akademisyen Nuriye Gülmen’in tutuklu, öğretmen Semih Özakça ile ihraç edilen öğretmen Acun Karadağ’ın tutuksuz yargılandığı davanın 5’inci duruşması bugün Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başladı. Duruşmayı STK ve siyasi parti temsilcisinin yanı sıra çok sayıda önemli isim izliyor. O isimlerden biri de Türkiye’nin önemli dış politika uzmanlarından Prof. Dr. Baskın Oran. Akademisyen Oran ile duruşmayı ve Türkiye’de son süreçte yaşanan güncel gelişmeleri konuştuk.

Mahkemenin tavrı olumlu

Nuriye Gülmen, Semih Özakça ve Acun Karadağ duruşmasına ilişkin konuşan Oran, Gülmen hakkında verilen tahliye kararının daha önce verilmesi gerektiğine dikkat çekti. Mahkeme heyetinin bu duruşmadaki tavrını da değerlendiren Oran, “Yargıç heyetinin tutumu olumlu gelişmelerdir. Fakat iki hafta önce Nuriye’nin delilleri karartma ihtimali vardı da şimdi mi bu ihtimal yok. Benim kuşağım 12 Eylül’ü A’dan Z’ye yaşadı. Şahsen söyleyeyim 12 Mart’ta ben 7 ay yattım. 12 Eylül’de de üniversite den atıldım. Ama ben hayatımda bugün ki gibi bir durum görmedim. Çünkü askeri darbe ve sıkıyönetim olduğu halde o günkü hukuk geçerliydi. O gün kanunlarda yazılı olanlar geçerliydi ama bugün geçerli değil. Diyarbakır KCK ana davasında avukatlar benim Lozan üzerine başvuruda bulundular ben Diyarbakır’a gittim. Duruşmada 178. maddeyi red etti onlar. Ben 72 kişi yaşındayım daha Lozan’ın keşfetmediğim yerleri var ama onlar biliyorlar” dedi.

“Bir yazı çıktıktan 4 ay sonra yargı konusu yapılamaz”

Ankara’da bugün evine yapılan baskın ile gözaltına alınan Fikret Başkaya’nın durumuna da değinen Oran, “Bu sabah gelip evinden alındı. 2016 yılında bir vatandaş ihbarda bulunmuş onun için almışlar. Bir yazı yazmış Fikret. Herkes bilir ki bir yazı çıktıktan 4 ay sonra artık yargı konusu yapılamaz. Sabah evinden götürüyorlar, öğlen bırakıyorlar. Bana bunu yorumla derseniz. İki şey var. ikisi de birbirinden kötü. Biri üst aklın şunu yapın bunu yapmayın diye telkinleri var. Bir sürü hukuksuzluk buradan kaynaklanıyor. İkinci ise böyle bir ortamın OHAL’den doğan zamanın ruhu var. O zamanın ruhu bizim ruhumuzu ve bedenimizi etkiliyor. Böylece savcı ve emniyet mensupları bu durumdan vazife çıkartıyorlar. Bu aslında en az birincisi kadar vahim bir durumdur Türkiye’de.” ifadelerini kullandı.

“İnsanlar aşılandı”

AKP’nin iktidarda kalmasının tek nedeni olduğu söyleyen Oran, “AKP’yi iktidara getiren şey mazlumiyet olayıdır. 15 Temmuzun mazlumiyeti, şimdi de numara 2 NATO’daki mazlumiyet. Dolayısıyla Türkiye’nin yüzde 50’si mazlum duruma dönüşmüş vaziyette. İçerde FETÖ’cüler ve PKK’cılar dışarıda ise Amerika. Şimdi de Emperyalizm ve Atatürkçülük çıktı. İşte bu mazlumiyet olayını ısıtıp ısıtıp ortaya atıyorlar. Belki sokak tabiri olacak ama artık insanlar bunu yemiyor. Ama o mazlumiyet var ya 70-80 yıllık mazlumiyet daha bir iki yıl daha AKP’yi götürür. Eğer AKP iktidara glemeseydi insanlar “Ah bi islamcı parti gelseydi kurtulurduk” derdi. Ama geldi insanlar da bunu gördü. İnsanlar aşılandı artık” sözlerini kullandı.

“AKP’liler ortalıkta görünmedi”

AKP’nin dış politika ilişkilerini “Kötü” olarak değerlendiren Oran sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben 1600 sayfalık 3 cilt Türk Dış Politikası’nın editörlüğünü yaptım, böyle bir politika duymadım hayatımda. Türkiye’nin başı fevkalade belaya sokuldu Suriye ve Irak’ta. Bunun da sebebi Kürtlere karşı olmaktır. Şimdi bi tık geriye al. 2013 Nisan ayında Erdoğan çok olumlu bir girişim yaptı. Akiller heyetlerini 7 bölgeye yolladı ve Kürt meselesini kamuoyuna mal etme projesini açıkladı. Ondan sonra ne oldu Dolmabahçe masasını devirdi. Ne için çünkü MHP’liler ulusalcılar böyle bir çözüme gidilmesine karşı çıktılar. AKP’liler de hiç ortalıkta görünmedi. Ben bunları niye böyle söylüyorum çünkü bende o akillerin içinde heyette yer alıyordum.”

“Bizi konuşturmadılar”

Bir buçuk aylık bir korku tüneli yaşadık. AKP’liler ortadan kayboldu. MHP ve ulusalcılar bizi konuşturmadılar zaten. Bugün Türkiye’yi böylesi bir koalisyon yürütüyor. AKP, MHP, Ulusalcılar ve Ergenekoncular. 4 lü bir koalisyon. Bu koalisyonun tek ortak paydası ise Kürt düşmanlığı. Böyle bir şey olabilir mi? Kürtleri Dersim ile bitiremedin. Kürtleri ancak bu ülkeyi sevmeye götürürsan bu meseleyi çözersin. Öldürerek operasyon yaparak bitmez. Bunu kim söyledi biliyor musun? Yıl 2010 Recep Tayyip Erdoğan.

“Suriye’deki sonuç Türkiye açısından yenilgi”

“Bütün Kürt radyo ve TV’leri kapatıldı. Halbu ki ikinci ve üçüncü uyum paketlerinde kendi dilinde konuşmak kendi dilinde yazmak kendi dilinde ders görmek tv ve radyo yayını yapmak kabul edilmişti. Şimdi iki tane Kürt televizyonu kaldı. Biri Zarok yani çocuk TV. İkincisi de devletin TRT projesi. Kürtleri Türkiye’den soğutuyoruz. Bu korkunç bir hata. Olayın tespiti kadar olayın nedenini aramıyoruz. Neden Kürtler Türkiye dışında bir çözüm değilde içeride istiyorlar. Bunu Kürt bilgesi Musa Anter söyledi. “Bingöl, Adıyaman benim Bodrum, Kuşadası senin. Yok öyle bir şey.” dedi. Bunlar lafı bitiren şeyler. Suriye’deki sonuç Türkiye açısından tam bir yenilgi. Bunlar Türkiye’nin dış politikaları değildir. Bu Recep Tayyip Erdoğan AKP’sinin politikasıdır. Bu politikada bir yanlışlık yapıldı mı yapılmadı mı yapıldı. Araplar arasındaki kavgaya girmek fillerle çimenlerin ezilmesine benzer. İşte AKP’nin politikası bu geleneksel Türk dış politikasının 180 derece zıddıdır.”

VİDEOYU İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN

VİDEO HABER : İRFAN UÇAR / EREN GÜVEN

© ozguruz.org Türkçe

Tarih 27.11.2017


2017-11-29T14:05:08+00:00