Hep Anımsayacak, Unutmayacağız / SPD Genel Başkanı Martin Schulz yazdı

                                                                                                                                                                                           Christos Stache / AFP

SPD Genel Başkanı Martin Schulz, NSU`nun birinci cinayeti kurbanlarından Enver Şimşek’in katledilmesinin 17. ölüm yıl dönümünde bir yazı kaleme aldı.

                 

                                                                                                                                                         Martin Schulz

Onyedi yıl önce bugün Enver Şimşek yaşamını yitirdi. Neonaziler tarafından katledildi. Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) diye adlandırılan örgütün birinci kurbanıydı. Bugün ise, Sayın Şimşek`i hatırlamak zorunda olduğumuz bir gün.

Enver Şimşek Almanya`ya fabrika işçisi olarak gelmiş, Hessen eyalati Schlüchtern kasabasında çiçekçilik yaparak geçimini sağlayan bir yurttaşımızdı. Evli ve iki çocuk babasıydı. 9 Eylül günü, arkadan sinsice sekiz el ateş edilerek vurulduğunda, küçük çiçekçi standını kuruyordu. Artık bilincine bir daha ulaşamayacak olan Şimşek iki gün sonra hayata gözlerini yumdu.

Enver Şimşek, Nasnoyal Sosyalist Yeraltı (NSU) diye tabir edilen örgütün ilk kurbanıydı. Uwe Böhnhardt ve Uwe Mundlos adındaki iki aşırı sağcı tarafından kör bir nefretle hunharca öldürüldü. Ve bugün biliyoruz ki, Enver Şimşek cinayetini başkaca dokuz cinayet izleyecekti. Onların da isimlerini işbu vesileyle tekrar belirtmek isterim: 13 Haziran 2001 günü küçük terzi dükkanında üzerine ateş edilerek öldürülen Abdurrahim Özüdoğru. Manavlık yapan, 27 Haziran 2001 günü üzerine ateş edilerek katledilen Süleyman Taşköprü. 29 Ağustos 2001 günü işyerinde vurularak katledilen Habil Kılıç. 25 Şubat 2004 günü bir büfede çalışırken üzerine ateş edilerek katledilen Mehmet Turgut. 9 Haziran 2005 günü katledilen, döner büfesi sahibi İsmail Yaşar; 15 Haziran 2005 günü işyerinde öldürülen Theodoros Boulgarides, 4 Nisan 2006 günü büfesinde üzerine ateş edilerek katledilen Mehmet Kubaşık; 6 Nisan 2006 günü internet kafesinde vurularak katledilen Halil Yozgat. Şimdiye kadar bilinen son kurban ise, 25 Nisan 2007 günü üzerine ateş edilerek öldürülen nöbetçi polis memuresi Michèle Kiesewetter`di.

Ailelerin o insanlarla sukunet içerisinde vedalaşamamalarını bilmek, insanın yüreğini derinden sızlatıyor. Hukuk terörizminin ayrıca kurbanı olan bu insanların ailelerine ihtiyaç duydukları uygun bir dayanışma gösterilmedi. Sevdikleri insanları kaybetmenin verdiği matem ve acıda onlara destek olacak bir duygudaşlık ve paylaşım maalesef ortaya konmadı. Olanlar yetmiyormuş gibi, geride kalanların ardından ağladıkları katledilen bu dürüst insanlar, bir de faillermiş, kriminel suçlularmış gibi affedilmeyecek bir yanlış şüphe içiresine de sokuldular. Polis ve haber alma teşkilatının hataları dağlarca dosyaları doldurmakta. Sayısız kirli detay Federal Hükümetin ve Eyaletlerin inceleme komisyonları üzerinden gün ışığına çıkarıldı. Kağıt öğütücü skandalları ve resmi kurum çalışanların provoke eden bellek boşlukları gündemdeydi. Herhangi bir işe yarar gerekçe olmamasına rağmen, bu işin aşırı sağ arka planı olabileceğini, ne hikmetse, çok önceden ihtimal dışı bırakmışlardı.

Bu arada geçen süre içerisinde birçok şey aydınlatıldı. Birçoğu da aydınlatılamadı. Bayan Zschaepe`ye karşı yürütülen ceza davası, yanıttan daha çok soru işaretleri ortaya çıkarmakta. Acaba o, suç ortağı mı? Ki birçok şey bunu göstermekte. Bu üçlünün arkasındaki ağ ne kadar büyüktü? Tahkikat kurumlarımız ne biliyorlardı, ne yaptılar, hangi ihmallerde bulundular ve bunun nedeni ne idi? Federal Alman Parlementosu 2. bir araştırma komisyunu kuracak. Bu, olumlu gelişme.

Kendi kendime soruyorum, acaba kurbanların ailelerinin durumunun bugün nasıl olduğu da aydınlatılacak mı. Türk kökenli yurttaşlarımızın, burada yani yurtlarında kaybetmiş oldukları güven duygusunu kendilerine geri vermek için hepimiz neler yaptık. Çocuklarıyla burada emniyet içiresinde yaşayabileceklerine güvenmeleri, bu devletin onları koruduğuna emin olabilmeleri için neler yaptık. Birbirimizin dertlerine ortak olarak, dayanışma ve birlik içerisinde birbirimize destek olmak adına.

Bağırıp çağıran bir güruhun önunde aşırı sağcı politikacıların, kadınları bu ülkeden nasıl kovacaklarını ve „çöpe atacaklarınıbelittiklerinde, Almanya`da doğmuş Türk kökenli bir kadının kendisini nasıl hissettiğini acaba tasavvur edebiliyor muyuz? Ben bununla şimdi, bu kabul edilemez kışkırtma olayına maruz kalan, bizim uyumdan sorumlu cesur bakanımız Aydan Özoğuz`u kasdetmiyorum. Burada kasdettiğim, belki Bay Özüdoğru gibi bir terzi dükkanında veya Bay Şimşek gibi pazarda bir çiçekçi standında çalışan bir kadının kendisini nasıl hissetiğidir. Veya dürüstçe işine giden, ülkemizin kalkınmasına birlikte katkıda bulunanların, bu insanların kendilerini nasıl hissettiğidir. Toplumumuzdaki böylesi ayrımcı gelişmelere, sınırların zorlanarak kaydırılmasına ve bu türden çıkışlara asla müsahama gösterilemez. Demokrasi içerisinde demokrasi düşmanlarına yer olamaz!

Kanun, yönetmelik ve hükümlerin incelenmesi, gözden geçirilmesi doğaldır. Bu bağlamda araştırma komisyonlarının eylem tavsiyeleri çok ciddiye alınmaktadır. Hukuk uyarlandı, emniyet kurumları kendilerini geliştirdiler. Burada birçok şey iyileştirildi. Bu çalışma tutarlı bir çekilde devam ettirilmelidir. Ancak burada herkese görev düşmektedir. Çok renkli ve demokratik toplumumuz, demokrasi düşmanlarına karşı bir arada durmak zorundadır.

2014 Yılı Anayasa Günü`nde Federal Almanya Cumhurbaşkanı Gauck, homojen „tek renkli“ bir Almanya olabileceği yönündeki düşünceleri tuhaf ve güldürücü olarak niteledi. „Çeşitliliği kabul etmemizin kendimizi kaybetmek olmadığınıbelirterek, „Biz“ ve „Onlar“ gibi söylemlerden uzak durmamız gerektiğinin altını çizdi. Ben tüm gücümle, insanları dışlayan değil, bilakis kapsayan bir Biz için çalışma göstermek istiyorum. Nefret, kışkırtma ve insan düşmanlığının akıl ermez haksızlıklara sebebiyet verebeliceğinin bilincinde olmak ve bu bilinci hep taze tutmak durumundayız. Enver Şimşek`in ailesine de şunu söyleyebilmeliyiz: Hep bilincimizde olacak ve unutmayacağız.

© ozguruz.org Türkçe
Tarih 11.09.2017

2017-09-11T13:15:53+00:00