Sembol fotoğraftaki isim #ÖZGÜRÜZ’e konuştu: Tek tip elbise tartışması gösteriyor ki iktidar 12 Eylül’ün devamcısı

Ana Sayfa/Haber/Sembol fotoğraftaki isim #ÖZGÜRÜZ’e konuştu: Tek tip elbise tartışması gösteriyor ki iktidar 12 Eylül’ün devamcısı


İSTANBUL – 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası TSK’dan ihraç edilerek  ‘THKP/C 3. Yol davası’dan tutuklanarak yargılanan ve tek tip elbiseye karşı verilen mücadelenin sembol fotoğrafında yer alan askerlerden Tuna Atalay ile gündem de olan ‘Tek tip elbise’ uygulamasını konuştuk.

Cezaevindeyken tek tip elbise uygulamasına karşı direniş sürecini anlatan Atalay, uygulamanın tekrar gündeme gelmesini nedenini “AKP iktidarı 12 Eylül rejiminin ardılı ve tekrarıdır” sözleriyle açıkladı. Atalay bu uygulama ile insanların siyasi kimliklerinden uzaklaştırılıp ‘askeri bir düzen içinde tek tip insan yaratma çabası’ olduğuna dikkat çekerek; “Bu uygulama sadece darbe sanıklarını kapsamayacaktır bu gerekçe altında siyasi tutuklulara baskı yeni yeni saldırılar yeni cezaevi sistemi oluşturulacak. Buna karşı siyasi tutuklular direnecek bu da beraberinde toplumsal çatışmaları oluşturacak. Bu durum insan haklarına aykırıdır iktidar bu uygulamadan vazgeçmelidir” dedi.

#ÖZGÜRÜZ’e canlı yayında konuşan Atalay’ın açıklamalarından başlıklar şöyle:

‘TSK’DAN İHRAÇ EDİLDİM’

“Biz 3. yol davası diye bir davadan yargılandık. Ben TSk’dan siyasi düşünceleri nedeniyle 12 Eylül döneminde askerlerden biriyim. Açılan dava sonrası tutuklandım ve 3 yıla yakın Metris Cezaevinde  tutuklu kaldım. O süreçte Metris Cezaevi baştan aşağı zulüm mekanizmasının hayata geçirildiği, cunta koşullarının cezaevlerinde katmerlice uygulandığı bir cezaeviydi. Tıpkı Mamak, tıpkı Diyarbakır gibi.

  Duruşma salonunda tek tip elbiseyi yırtan Tuna Atalay (Sağdan ikinci) ve arkadaşları.  (Fotoğraf: Deniz Tezel)

‘ZORLA GİYDİRİLEN ELBİSEYİ DURUŞMA SALONUNDA YIRTTI

1984 yılından itibaren tek tip elbise uygulaması gündeme geldi. Biz siyasi tutuklular olarak buna karşı çıktık bu elbiseleri giymeyeceğimizi ilan ettik. O sıralarda dava duruşmaları devam ediyordu. Duruşmaya da tek tip elbiseyle çıkacak olanlar biz 3. yol davası sanıkları da olacaktı. Duruşmaya giderken koğuştan çıkarken bir kaç asker tarafından ellerimize kelepçe takıldı ve zorla elbise giydirildi. Mahkemeye götürüldük. Mahkeme heyeti gelmeden önce kelepçeler çözülüyor. Bu olunca ellerimizle elbiseleri yırttık ve tek tip elbise giymeyeceğimize dair sloganlar attık. Duruşma salonunda çekilen o fotoğrafı da Cumhuriyet Gazetesi muhabiri, onu da buradan saygıyla analım, Deniz Tezel tarafından çekildi ve 30 yıl sonra o fotoğraf hala gündeme geliyor.

‘İKTİDAR  12 EYLÜL’ÜN DEVAMCISI’

Demek ki Türkiye’de şimdiki siyasi rejim 12 Eylül rejiminin  bir tekrarı şeklinde göstermiş oluyor. 12 Eylül’ün ardılları, devamcıları, 12 Eylül Anayasasını kaldırmayanları, 12 Eylül sorumlularını doğru dürüst yargılamayanlar, toplumsal yüzleşmeyi hayata geçirmeyen siyasi iktidarlar bugüne kadar geldiler ve bugün de görmüş olduğunuz gibi tutuklular aynı dayatmayla karşı karşıyalar.

‘BİZİM DİRENİŞİMİZ MEŞRUYDU’

Bizim içeride olduğumuz dönem siyasi tutuklular bu elbise uygulamasını reddettiler. Bu durum baskıların tekrar tekrar artmasına neden oldu. Cezaevlerinde hak ihlallerinin artmasını gündeme getirdi. Çünkü bu durum bütün evrensel kurallara ve insan haklarına aykırıydı dolayısıyla siz de karşı çıkıyorsunuz, direnişimiz meşruydu. Zaten biz o zaman sadece tutukluyduk ve daha sonra beraat ettik. Masumiyet karinesini göz önüne alır isen sadece tutuklu olan ve hala yargılanan insanlara tek tip elbise giydirmek ‘Baştan suçlu’ ilan etmek anlamına gelir.

Bugün de gündeme geldi yine. Hükümet sözcüsü Bekir Bozdağ, “Biz bunu bir KHK içine atar aradan geçiririz” dedi.  Bu da yasal olmayan bir şey. Bir KHK ile geçilirse yasal hala gelecek ama şunu da belirteyim siyasi tutukluların da, tutukluların da bu elbise uygulamasını kabul edeceğini düşünmüyorum buna direneceklerdir.

‘ASIL AMAÇ SİYASİ TUTUKLULAR’

Darbe yaptıkları iddiasıyla tutuklu olan sanıklara giydirilmesi şekliyle gündeme geldi.  Ben bu sanıkların bu konuda bir direniş göstermeyeceklerini düşünüyorum. Bunu nereden biliyorum çünkü şimdiye kadar ki davranışlarına baktığımızda bir direniş göstermeyecekler ama asıl amaç bunu siyasi tutuklara uygulayıp onlara tekrar bir baskı oluşmasını sağlamak ve cezaevlerine yeni bir dizayn şeklinde bir yeni bir düzenleme yeni bir keyfiyet  hayata geçirmek gündeme gelecektir. Siyasi tutukluların bu  tek tipe direneceklerini biliyorum. Çünkü bunun asıl amacı insanların siyasi kimliklerinden uzaklaştırılıp tek tipleştirilmesi, askerleştirilmesi ve emir komuta zincirinin birer elemanı haline getirilmesidir asıl amacı ve insanlık onurunu ayaklar altına yönelik bir  davranıştır. Dolayısıyla siyasi tutuklular da siyasi amaçlarla cezaevlerinde bulunduğu için geçmişte olduğu gibi bugün de karşı çıkacaklardır.

‘YENİ BASKILAR, YENİ DİRENİŞLER VE ÇATIŞMALAR OLUŞACAK’

Tabi bu yeni hak ihlallerinin kapısını açar yeni direnişlerinde kapısını açar. Yeni baskıların yaşanması için de şu anda ki iktidara bir fırsat doğmuş olur. Buna dikkat çekmek gerek. Yani siyasi tutukluların direnişin ardından yeni operasyonlar gelir, yeni sürgünler gelir, hücreler gelir, cezalar gelir yani dediğim gibi yeni cezaevi sistemin hayata geçirilmesi için bir ortam oluşur. Bu da yeni toplumsal çatışmaları gündeme getirir. Bence iktidarın bu durumdan vazgeçmesi gerekir diye düşünüyorum. Mesela Guantanamo örneği veriliyor. Uluslararası açıdan mahkum olmuş bir uygulamadır bu. Buna rağmen bunun referans verilmesi de yine aynı şekilde bütün insan haklarından evrensel sözleşmelerden uzak kişinin iradesine hak ve özgürlüklerine saldırı sayılabilecek bir uygulamadır ve bundan da vazgeçilmesi gerekiyor.”

RÖPORTAJ: ONUR ÖNCÜ / ZÜBEYDE SARI  

VİDEOYU İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN

© ozguruz.org Türkçe

Tarih 11.08.2017

2017-08-11T16:59:00+00:00