#ÖZGÜRÜZ’ konuşan Esra Özakça: Zorla müdahale edilmek isteniyor. Bu ölümdür, sakat bırakmadır!

ANKARA – Tutuklu Nuriye Gülmen ve Semih Özakça durumunu ve yaşanan gelişmeleri 81 gündür kendisi de açlık grevinde olan ve Semih Özakça’nın eşi Esra Özakça ile konuştuk.

Esra Özakça, Nurye ve Semih’in hastane de tecrit altında tutulduğunu, bir çok hakkının engellendiğini ve Semih’in Yüksel caddesindeki direniş ile ilgili bestelediği şarkıyı telefonda söylemesini bile engellendiklerini ve bunun için soruşturma açtıkalarını dile getirdi. Özakça ayrıca aileler ile görüşen sağlık heyetinin ‘Zorla müdahale’ etme niyetinde olduklarını dikkat çekerek kamuoyuna duyarlıklık çağrısı yaptı.

#ÖZGÜRÜZ canlı yayında İfran Uçar’ın sorularını yanıtlayan Esra Özakça’nın konuşmasından başlıklar şöyle:

‘48 KİLO OLDUM’

Açlık grevi nedeniyle 48 kilo oldum. Yüksek Caddesinde direniş başladığında 65 kiloydum. Sağlık problemleri yaşıyorum, en büyük şikayetim ishal olmam. Bu da hızlı kilo kaybına neden oluyor. Diş etlerimle ilgili sıkıntım var diş etleri çekilmeye başladığı için sinirleri hissediyorum bu da beni rahatız ediyor. Saçlarım dökülmeye başladı. Bunlar dışında uyku problemi yaşıyorum.

‘ISRAR SONUCU AÇIK GÖRÜŞ YAPABİLDİK’

Semih’i geçtiğimiz pazartesi günü ziyaret ettim. Görüşe gitmekte çok zor. Defalarca aranma ve işlem yapma uygulamaları vardı. Hastaneye götürüldüklerinde işe görüşme işlemleri daha da zorlaştı. Savcılıktan izin alıyoruz, hastane müdürü ve doktor izin verirse görüşebiliyoruz. Böyle problemler oluyor. Açık görüş yapma hakkımız için başvuru yapmıştık. Çünkü koridorda tel arkasında görüştürmüşlerdi. Ne Semih’i görebiliyorduk nede sesini duyabiliyorduk koridor ortamında. Bunun düzeltilmesi için ısrarcı olduk bu hafta. Daha sonra bu konuda ısrarcı olunca açık görüş yapabildik bu hafta.

‘ÇOK ZAYIFLAMIŞTI AMA MORALİ YERİNDE’

Çok zayıflamıştı, En son Numune hastanesinde yattığında 57 kiloydu, ama iyiydi, mücadele azmi her zaman  var. Her görüşe gittiğimizde bizim de azmimizi arttırıyor.  Şikayetleri devam ediyor en çok kas ağrısı çekiyor ve orada tüm işlerini kendileri yapıyor çünkü refakatçileri sağlanmadı avukat görüşleri kısıtlandı.  İçeceklerini kendileri hazırlıyor, çamaşırlarını kendileri yıkıyorlar. Bunun dışında bol bol okuyor ve davaya hazırlanıyor.

‘HASTANE DE TECİT ALTINDA TUTULMALARI SİYASİ BİR KARAR’

Hastane’de hiç bir tedavi uygulanmıyor çünkü Nuriye ve Semih müdahaleyi kabul etmiyor. Dolayısıyla tutuklanmalarından bu yana uygulanan siyasi kararlardan biri de hastane de tutulmaları ve onları daha fazla tecrit etmek istemelerinin bir yolu aslında bu durum. Hastane de bazı hakları avukat görüşleri daha düzenliydi şimdi ise “onların sağlık problemleri var” adı altında her şeyi kısıtlıyorlar.  Çünkü izole edip bu arada onlara “bir şey yapabilir miyiz” düşüncesindeler.  Semih “akbaba gibi hissediyorum” onlara diyor. Her saat başı gelip “bilincin kapandı mı?, nasılsın?”  Semih’te onlara “Bizi akbaba gibi izleyecek misiniz? biz hasta değiliz biz açlık grevinde olan talepleri olan insanlarız” diye karşılık verdiğini söyledi. Sadece kendi istedikleri doktorlarını görmek istiyorlar. Böyle bir hakları var ama bu da uygulanmıyor.  Yani özel bir tecrit ve işkence hali var. Mesela her gün “Kalk Semih bakalım bilincin yerinde mi?” cümleleri kullanıyorlarmış. Semih’te “Nefes alıyorum bundan anlamıyor musunuz?” diyince cevaben “Nefesten anlayamıyoruz” diyorlarmış. Nuriye ve Semih bunun gibi şeyler yaşıyorlar.

‘YAPTIĞI ŞARKIYI SÖYLEMEMESİ İÇİN TELEFONU KESTİLER”

Yakınlarıyla telefon hakları var. Bugün aramadı. En son aradığında saniyeler için telefon konuşması kesildi. Aradı Yüksel caddesinde ki direnişle ilgili yaptığı şarkıyı söyleyecekti tam telefon kesildi. Bunu görüşte sordum ve şarkıya ilişkin soruşturma açıldığını “Semih’in sesinin daha önce dışarı çıktığını bunun insanlara moral veren propaganda aracı  olduğuna” dair bir gerekçe sunmuşlar. Görüşme kesildiğinde müdür “Bu defada böyle olsun” demiş. Bu Türkiye’nin yönetim şeklini özetleyen cümle. Nuriye ve Semih’e ait hiç bir şeyin dışarı çıkmasını istemedikleri buradan anlamış oluyor. 80 gündür fotoğraf çekme hakkımızı bile kullanamadık.

‘BİZİMLE GÖRÜŞEN HEYET ZORLA MÜDAHALE ETME NİYETİNDE’

Doktorların bizlerle görüşme talebi oldu. Numune hastanesinden dört, iki tane de Sağlık Bakanlığın’dan gelen görevli ve Hastane Baş Hekimi ile görüşme gerçekleştirdik. Nuriye’nin ailesi ve bizimle ayrı ayrı görüştüler. “Açlık grevlerinin getireceği zararlardan ve ikna edilmeleri gerekiyor” gibi şeylerden bahsettiler. Biz “bu açlık grevinin getireceği sorunların farkındayız fakat burada bir işkence yaşanıyor Semih buraya kayışla bağlanarak getirilmiş, bir çok hakkı sağlanmıyor, havalandırması yok mesela. Odadan çıkamıyorlar. Gökyüzünü göremiyorlar.  Burada bir tedavi görmüyorlar hücrelerine geri dönmek istiyorlar.  Ama burada tutulma amaçları ne?” diye konuşmalar yaptık.  Hastanenin raporu vardı “Hayati tehlikesi var, tek başına hayatını idame edemez “ diye ama “Tutukluluğun ertelenmesine gerek yoktur” diye karar vermişler. Yani oradaki hekimler kendini hakim yerine de koymuş. Oysak ki Türkiye’de “Tutukluluğun ertelenmesi” gibi bir durumda söz konusu değil çünkü hüküm de yok ki ertelensin. Zaten bir “tedbir” amacıyla tutuklular ve zaten hayatlarını orada idame ettirmezler ve tutukluluğu devam ettiremeyebilirler.

‘TALEP ETTİĞİ DOKTORLARLA GÖRÜŞMESİ ENGELLENİYOR’

Zaten tutuklanma gerekçelerinde “delilleri karartma” gibi şeyler var ama sağlık durumları ortada tecrit altındalar bunu nasıl yapacaklar mesela peki ne için tutuklular o zaman?  yani bu konuları tartıştık.  Fakat görüşen heyetin niyeti ortadaydı  daha sonra “müdahale etme” konusuna geldi mevzu. “Kanuna göre biz müdahale edeceğiz “ dediler. Oysa ki o kanunda “bilinç açıkken müdahale söz konusu olmaz diyor” zaten uluslararası anlaşmalarda bile “Bilinç kapalı için rıza yoksa müdahale olamaz” deniyor.  Ama müdahaleye odaklılardı konuşmalarından bu anlaşılıyordu.  Bunun için kurulan bir ekip. Yani alttan alta “müdahale etme” üzerinden tehdit aslında söz konusu. Bizden Semih’in tedaviyi kabul etmesini sağlamamızı istediler. Bende şunu söyledim ‘Zorla getirilen, tehdit edilen hakları elinden alınan Semih nasıl bir güven ilişkisi kuracak ki! tedaviyi kabul etsin. Semih Tabip Odasından kendisini takip eden doktorlarını istiyor ama bu olanak sağlanmıyor engelleniyor doktorlar.

‘ZORLA MÜDAHALE NEDENİYLE İNSANLAR ÖLDÜ’

Yani bu yaşananların hepsi siyasi talimatlarla dönüyor.  Avukat görüşü “hijyen” gerekçesi ile engelleniyor ama odasına günde her saat 5-10 kişi giriyor önlem almadan.  Yani bunların hepsi tecriti ağırlaştıran uygulamalar. Yani zorla müdahale Türkiye tarihine önemli, 2000’li yıllarda 600 yakın insan zorla müdahale nedeniyle sakat kaldı ve insanlar öldü. Nuriye ve Semih, işlerini geri isteyen iki eğitimci. Böyle bir sonucu yaşamalarına asla müsaade etmeyeceğiz diyoruz. Bunun içinde de kamuoyunu duyarlı olmaya çağırıyoruz.”

VİDEOYU İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN

© ozguruz.org Türkçe

Tarih 11.08.2017

2017-08-11T18:31:41+00:00