HDP’li vekiller: Türkiye’de Kürt’ün yaşamına nefret, ‘işkenceye tam tolerans’ var!

Ana Sayfa/Haber/HDP’li vekiller: Türkiye’de Kürt’ün yaşamına nefret, ‘işkenceye tam tolerans’ var!

VAN –  Van’da devam eden Vicdan ve Adalet Nöbetinin 3. gününde #ÖZGÜRÜZ’e konuşan HDP milletvekillerinden Meral Danış Beştaş ve Leyla Birlik, Şemdinli Şapatan köyünde yaşanan işkence iddialarına değinerek “Kürt’ün varlığına karşı bir nefret olduğunu,  Türkiye’de işkence her yerdedir ve işkenceye artık ‘Tam tolerans’ var” açıklamalarında bulundu. HDP Milletvekili Ertuğrul Kürkçü ise Nöbet eyleminin halka ulaşmaması için baskı olduğuna dikkat çekerek “Van halkı bu mesajı görüyor.  Özgür medya da kendini mükemmelleştiriyor geliştiriyor. İlk gün buradan canlı yayın yaptırmamak için çaba gösterdiler. Beğenmedikleri sosyal medyanın ne kadar kapasite içerdiği onlarda görmüş oldular.” diye konuştu.

HDP tarafından başlatılan ve Van’da devam eden Vicdan ve Adalet Nöbetinin 3. gününde HDP vekilleri #ÖZGÜRÜZ’’den Ferhat Sevim’e değerlendirmelerde bulundu. Beştaş, Kürkçü ve Birlik’in değerlendirmelerinden başlıklar şöyle:
‘İŞKENCEYE SIFIR TOLERANSTAN, İŞKENCEYE TAM TOLERANS DÖNEMİ’

HDP Milletvekili Meral Danış Beştaş: Şuanda Türkiye’nin dört kolunda, her yerde işkenceler devam ediyor. Şemdinli Şapatan köyünde’ki işkencelerde bu olaylardan bir tanesi. Çok vahim bir tablo var ortada. İşkencenin her zaman sistematik olarak var olduğunu biliyoruz ama bunu belgelemek görsel olarak göstermek çok mümkün olmuyordu. Çünkü bunları karartmak için ellerinden geleni yapıyorlardı. Fakat bu olayda elimizde fotoğraflar var canlı tanıklar var. İşkence ile ilgili şunu belirteyim, AKP iktidarı 2002’den bu yana ve AB sürecinde “İşkenceye sıfır tolerans” sloganını kullandı ve bu olaylarda bir azalma oldu fakatşu an da işkenceye ‘tam tolerans var’ ve işkenceyi yapanlara şu sözler veriliyor: “Siz ne yaparsanız yapın ceza almayacağız, biz sizi koruyacağız ve sizi aklayacağız” şeklinde bir uygulama aklı var.

Mesela Valilik tarafından Şapatan’la ilgili yapılan açıklama bir yalan üzerine. Ortada işkence görenler var belgeler var, bunlar varken Valilik açıklaması halkı aldatmaya yöneliktir. Ve biz şunu söylüyoruz işkence insanlığa karşı suçtur, vicdan yoksunluğundan bir tanesidir ve sorumlular cezalandırılmalı çünkü işkence suçlarında zaman aşımı yoktur.  Er ya da geç Valilik’te bu emri verenlerde, bunu uygulayanlarda hesap verecek.

GAZETECİ NEDİM TÜRFENT DAVASINA İLİŞKİN: TÜRKİYE’DE TEK BİR YARGIÇ VAR

Tutuklu Gazeteci Nedim Türfent davasında ki gelişmeleri de değerlendiren Beştaş: Nedim ile ilgili kararı yargılandığı mahkeme vermiyor. Onunla ilgili kararı AKP’nin genel başkanı Tayyip Erdoğan veriyor. Şu an da tek yargıç var! bütün kararları o veriyor ve yargı buna boyun eğmek zorunda. Bir ay önce Erdoğan “Sadece iki tane tutuklu gazeteci var. Diğerleri gazeteci değil teröristtir” diye mesnetsiz açıklama yapmıştı. Bu açıklama bile gazetecilere yönelik uygulamaları ortaya koyuyor. Bu insanların Gazeteci olup olmadıklarına dair kararı bir ülkenin Cumhurbaşkanı ve parti başkanı veremez.

Gazeteciler görevi halkın haber alma hakkını karşılamak ve gerçekleri yansıtmaktır. Nedim Türfent’in de yaptığı budur. Tıpkı diğer tutulu yüzlerce gazeteci gibi. Gazetecilere yönelik çok sistematik bir uygulama var ve Türkiye’de basın yayın özgür değildir. Bütün bu uygulamalara rağmen muhalif basın bir mücadele içindeler. Merkez medya hiç bir zaman yaşananları yansıtmıyor ve iktidarın istediği şekilde servis ediliyor. Bu da halkın haber alma hakkı yok ediliyor. Sizin aracılığınızla seslenmek istiyorum, gazetecileri özgür bırakın,  gazetecilerin özgür olmadığı bir ülkede demokrasi yoktur, demokrasinin olmadığı bir ülkede de  şu anki yönetimde olduğu gibi faşizm yürürlüktedir ve biz Faşizmi durdurmak için Vicdan ve Adalet nöbetinde oturuyoruz.

‘HALKLA POLİTİK BİR TEMAS KURUYORUZ’
MİLLETVEKİLİ ERTUĞRUL KÜRKÇÜ: HDP’ye karşı abluka ve tecrit neredeyse bir kural haline geldi.  HDP’li vekillerin, diğer partilerin vekilleri gibi özgürce siyaset yapmalarının sınırları bir tel kafesle işaret ediyor.  Bu da Türkiye’nin içinde olduğu durumun net göstergesi fakat bunlara rağmen yaptığımız vicdan ve adalet nöbeti gezilerinin çok yararlı olduğunu görüyoruz ve halkla politik bir temas kuruyoruz. Baskı altında olan halkın bizimle temas kurabilecekleri mümkün olan eylem zeminini tercihediyoruz.

‘KENDİNİ GELİŞTİREN ÖZGÜR SOSYAL MEDYA İLE MESAJIMIZ HALKA ULAŞIYOR’

Mesajımız her yere gidiyor, Van halkı bizim ne için burada olduğumuzu biliyor. Çünkü siz de olarak buradasınız, özgür medya da kendini mükemmelleştiriyor geliştiriyor, her gün iletişim alanı yaratıyor. Belki sizde gördünüz ilk gün buradan canlı yayın yaptırmamak için çaba gösterdiler. Beğenmedikleri sosyal medyanın ne kadar kapasite içerdiği onlarda görmüş oldular. Dolayısıyla heyet-i umumiyesiyle baktığımız zaman rejim  bizim aramızdaki gerilim vicdan ve adalet nöbetleri üzerinden bizim üstte rejimin alttaolduğu iletişim zemini üzerinde cerayan ediyor çünkü engellenemiyor. Ancak Saray’da ‘bunları nasıl önleriz’ diye yeni bir planlama için danışmanlar çalışmaya başlamışlardır ama mutlaka  bir başka yol bulacağız.

‘BİZİ HAPSEDENLER KENDİNİ DE ZİNDANCILIĞA HAPSETTİ’

Bu dört ayaklı nöbetin üçüncüsündeyiz. Ben İzmir’de ki nöbet bizim çalışma alanımızdaydı. İstanbul’da ki eylemi de takip ettim. Biz bu yazın ortasında yapılacak en iyi işi yaptık. Siyasetin öldü denildiği noktada halkın en çok talep ettiği hak ve özgürlük üzerinden halkla bir diyalog iletişim imkanı bulduk bunun çok iyi karşılandığını görüyorum. Şöyle diyebiliriz; ‘Bir ırmağın ortasında susuzluk çekiyor’ gibiyiz, aslında hapsedildik burada ama bununda bir karşılığı var, bizi hapsedenler kendilerini bu zindancılığa hapsetmiş oldular. Bu hükümet bu rejim şu kafeslerden sonra bir daha diyemez ki ‘Türkiye’de siyasi özgürlükler var parlamenterler özgürdür, ifade özgürdür.’ Bunun böyle olmadığını hep birlikte görmüş olduk.

Biz bütün diktatörlükler altında yaşayan halklar gibi yaratıcılığımızı, zekamızı enerjimizi ve sabrımızı en son kapasitesine kadar kullanıp bu kuşatmayı aşmak için bin bir yol icat edeceğiz. Bu tek yanlı bir şey olmayacak halkta bize ulaşmak için bin bir yol icat ediyor. Halk bir bağ oluşturuyor. İki yıllık bir baskıya rağmen yıkılmadık ayaktayız, vekillerimizi eş başkanlarımızı içeriden alacağız ve bu badireden çıkacağız diyorum.
‘KÜRT’ÜN VARLIĞINA BİR NEFRET VAR’

MİLLETVEKİLİ LEYLA BİRLİK: Şapatan köyünde 80 yaşındaki kadından çocuğa kadar bir Kürt nefreti, bir hor görme durumu var buradan bakmak gerekiyor. Türkiye’de her yerde yani evde kadına, sokakta kolluk gücünün insanlara, avukata gazeteciye, vekile karşı işkence normalleştirildi ve şiddeti meşrulaştırma durumu ortaya çıktı. Şemdinli’de yaşananlara ilişkin iktidarın açıklamalarda bu işkenceyi tanıyan ve şiddetin önünü açan açıklamalardır. Eğer iktidarın dili buysa, hukukta işkenceyi meşrulaştırıyorsa ve işkenceciyi koruyorsa ülkenin geleceği durum budur. 2 yıl önce’de Hakkari’de Kürt işçilere yerlere yatırıp kafalarına basılarak “Türkün gücünü göreceksiniz” diye işkence edilmişti. Bu oraya tekrar dönmektir. Kürdün varlığına ve yaşamına bir tahammülsüzlük var ve bu kabul edilemez. Bu anlamda direnişi büyütmemiz gerekiyor.

‘NEDİM CİZRE’DEKİ VAHŞETE TANIKLIK ETTİĞİ İÇİN TUTUKLU’

Basına yönelik uygulamaları engellemeleri burada da gördük nöbet alanına alınmadılar. Burada ki bu uygulama gazeteci Nedim Türfent’in içeride olduğunu açıklıyor. Nedim Cizre’de yaşanan vahşeti yaşananlara tanıklık etti. Bu tanıklık nedeniyle tutuklandı. Gizli tanıkların ifadelerini geri çekmelerine rağmen tutukluluk devam ediyorsa bunun neden bir kez daha yapıldığı ortaya çıkıyor.  Bu ‘gizli tanık’ uygulaması Kürdistan’da çok yoğun ve yerlerini terk etmeyenleri cezaevlerine atmak için yapılan bir uygulamadır. Kolluk kuvvetleri savcılara yol ve yöntem gösteriyor tutuklamalar konusunda. Bu dosyaların yalan olduğu açık ortadadır.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ VİDEOSU İÇİN TIKLAYIN

ERTUĞRUL KÜRKÇÜ VİDEOSU İÇİN TIKLAYIN

LEYLA BİRLİK VİDEOSU İÇİN TIKLAYIN

© ozguruz.org Türkçe

Tarih 10.08.2017

2017-08-10T14:45:37+00:00