Alman silah tüccarları Erdoğan’ın sarayında / ÖZEL HABER

Cumhurbaşkanı Erdoğan 2015 Kasımında Alman silah üreticisi Rheinmetall’in üç yöneticisini İstanbul’da Yıldız Sarayı’nda kabul etti. Rheinmetall yönetim kurulu üyesi Andreas Schwer (soldan beşinci) gayet memnun görünüyor. Fotoğraf: Ivo Mayr

Cumhurbaşkanı’yla akşam yemeği, garip ortaklar sayesinde açılan kapılar: Şirketin gizli belgeleri, silah üreticisi Rheinmetall’in Türkiye’de tank üretebilmek için sergilediği marifetlerin kanıtı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Alman siyasetçilere Nazi diye hakaret etmekten pek hoşlanıyor. Alman gazetecilerini ve insan hakları savunucularını hiçbir kanıt olmadan hapse attırıyor. Ama belli ki, Alman silah sanayicilerini seviyor. Onlarla arası iyi. Birer dost gibi davranıyor onlara.

‘YEMEK DAVETİ VE GİZLİ GÖRÜŞME’

2015 Kasımında İstanbul’da görkemli Yıldız Sarayı’nda önemli bir buluşma gerçekleşiyor. Bir zamanlar Osmanlı padişahlarının mekanı olan bu sarayda Erdoğan o akşam önemli konuklar ağırlıyor – birkaç hafta önce de Almanya Şansölyesi buradaydı. Şimdi, bu Kasım akşamı, bir grup erkek Erdoğan’ın konuğu. Onun desteğiyle çok para kazanmak isteyen adamlar bunlar. Alman silah tröstü Rheinmetall’in üç yöneticisi var o akşam sarayda, Türk ve Malezyalı ortaklarıyla birlikte. Erdoğan onları Osmanlı sarayında yemeğe davet etmiş. O akşam itibarıyla henüz gizli, siyasi olarak da riskli bir tank işini görüşecekler.

Bugüne kadar, o akşam yemeğindeki buluşma bir tahminden ibaretti. Şimdi bir kanıt çıktı ortaya: Yıldız Sarayı’nda çekilmiş bir fotoğraf. Ortada Erdoğan, etrafında konukları, hemen Cumhurbaşkanı’nın sağında Rheinmetall yöneticisi Andreas Schwer. Schwer son derece memnun görünüyor.

Bu fotoğraf birbuçuk yıldan fazla kilit altında tutuldu ve buluşma sır olarak kaldı. Silah ticaretiyle ilgili nazik konularda sıkça rastlanan bir durumdur bu. 2017 Martında, “stern” dergisi, „Correctiv“ ve „Özgürüz“le birlikte, o akşam yemeğinde İstanbul’da görüşüldüğü bariz olan bir konunun detaylarını ortaya çıkardı: Rheinmetall, Türk ve Malezyalı ortaklarıyla birlikte, Erdoğan’ın ordusuna tanküretmek amacıyla bir şirket kurdu.

‘RHEİNMETALL’İN HİLESİ’

Şimdi “stern” ve araştırma ortaklarının elinde, buluşmayı kanıtlayan bu fotoğraf ve şirkete ait gizli belgeler bulunuyor. Bu belgeler, askeri-siyasi ticaretin karanlık odasına ışık tutmamızı sağlıyor. Almanya’nın en büyük silah şirketinin milyarlık bir anlaşmayı nasıl kotardığını ve yasalardaki boşlukları halen nasıl kullanabildiğini ortaya koyuyor.

Belgeler, Rheinmetall’in 2015 sonunda, şirket planlarına Erdoğan’dan bizzat destek aldığının ipuçlarını veriyor. Rheinmetall’in, Türkiye’de ve Malezya’da, Erdoğan ve ailesiyle yakın kişisel ve siyasi ilişki içinde olan ortaklarını nasıl arayıp bulduğunu gösteriyor. Araştırmalar, ayrıca, Almanya Federal Hükümeti’nin, erken bir dönemde panzer projesinden haberdar olduğu kuşkusunu destekliyor. Erdoğan’ın, ülkesini giderek diktatörlüğe doğru sürüklemesine rağmen, Rheinmetall bu işbirliğini halen iptal etmedi. Şirketin yöneticileri, Alman hükümetinin, Erdoğan Türkiye’sine panzer ihracatını onaylamayacağını biliyor. Bu yüzden bir hileye başvuruyorlar: Neden panzerlerimizi yerinde, yani Türkiye’de imal etmeyelim ve bu sayede kendimizi ihracat kurallarından azade kılmayalım?

‘ŞİRKET YÖNETİCİSİNİN ERDOĞAN’IN ORDUSUNU SİLAHLARLA DONATMA PLANI’

Elimizdeki belgeler Rheinmetall’in bu işi inceden inceye planlamış olduğunu kanıtlıyor. Saraydaki buluşmadan kısa bir süre sonra, 2015 Aralık ayında, sadece iç işleyişte kullanılmak üzere bir sunum hazırlanıyor. Hazırlayan, belli ki, Andreas Schwer, o akşam yemeğine katılan yönetici. “Çok gizli” ibaresiyle, 16 sayfada, Alman şirketinin Erdoğan’ın ordusunu yeni silahlarla donatmasının yolları gösteriliyor. Rheinmetall, mutlakiyetçi bir rejimin hakim olduğu Katar Emirliği’ne de silah satmayı planlıyor. Katar, Türkiye’nin müttefiki.

Rheinmetall yöneticisi, bu şirket içi sunumda, şirketin yıllardır izlemekte olduğu ve yoğun eleştirilere konu olan politikayı açıkça anlatıyor. Rheinmetall’in, Almanya’nın ihracat izinlerine bağlı kalmamak amacıyla, ülke dışına yönelmeye ve giderek daha fazla yurt dışında üretim yapmaya çalıştığını bildiriyor. Türkiye’de kurulan yeni ortaklıkla, “dünya klasında” silah üretileceğini ve hem Ankara, hem de Katar hükümetine “öncelikli partner” olma önerisinin getirileceğini söylüyor.

Bütün güç Cumhurbaşkanı’nda: Rheinmetall sunumundan kesitler

‘7 MİLYAR AVROLUK PROJE’

Rheinmetall ve ortaklarının Türkiye’deki en önemli projesi, aynı zamanda en bomba proje: toplam yedi milyar avro karşılığında 1.000 ana muharebe tankı üretimi. Rheinmetall daha 2015 Kasımında üç haneli milyonlara ulaşacak kârların hesabını yapmaya başlıyor.

Türkiye’de geliştirilen Altay tanklarının üretimi sözkonusu burada – bir paletli tank bu, ön kısmında büyük bir dozer bıçağı olan bir prototipi de var; şehirlerde sokak çatışmalarında gayet pratik bir donanım. Prototipleri, rakip bir Türk şirketi üretti, Alman teknolojisinin katkısıyla. Şimdi bu şirketin devre dışı bırakılması amaçlanıyor. Rheinmetall, kendi Türk ortağının – yani BMC şirketinin – tank üretiminde “ana sözleşme ortağı” olmasını umuyor. Aralık ayındaki şirket içi sunumda böyle deniyor. Gerçi BMC’nin, bu üretimin gerektirdiği teknolojik bilgiye sahip olmadığı, ama bunu Rheinmetall’in sağlayabileceği kaydediliyor. Rheinmetall’in rolü, “gereken tüm teknolojik bilgilerin sunulması” olarak tanımlanıyor.

Yani Rheinmatall’in Türk ve Malezyalı ortaklarına duyduğu ihtiyaç teknolojiden kaynaklanmıyor. Bu ihtiyacın nedeni, ortakların Erdoğan’la olan yakın ilişkileri. Pazarlığın özünde bu yatıyor. Şimdiye kadar bütün bunlar tahminden ibaretti. Şimdiyse, belgelerle kanıtlandı.

‘MALEZYALI ORTAK’

Bu pazarlığın kilit isimlerinden biri Malezyalı milyarder bir işadamı: Syed Mokhtar Albukhary. 2016 sonbaharından bu yana şirketi Etika Strategi aracılığıyla Türkiye’de tank üretimi için oluşturulan ortaklığın içinde. Rheinmetall, şirket içi sunumda Malezyalıların rolünü açıkça tanımlıyor: Erdoğan’la iletişimden sorumlular. “Türkiye hükümetiyle ilişkileri” garantiye alacaklar ve Cumhurbaşkanı’nın “siyasal icazetini” temin edecekler.

Syed Mokthar Rheinmetall’e kapıları açan adam.

Rheinmetall yöneticisi Schwer aylar sonra bir röportajda Malezyalı milyarderin rolünü sıradan birşey gibi göstermeye çalışarak, Etika Grubu’nun “birçok bölgede stratejik bir ortakları” olduğunu söyleyecek.

‘MALEZYA’DAN  TÜRGEV VAKFINA DESTEK’

Erdoğan’la, nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan Malezya arasındaki iyi ilişkiler konusunda Türkiye’de yıllardır çeşitli spekülasyonlar yapılıyor. Dikkati çeken husus şu: 2016 yazından, yani İstanbul’daki o akşam yemeğinin yaklaşık altı ay sonrasından beri, milyarder Mokhtar Türkiye Cumhurbaşkanı’na ve ailesine destek veriyor. İslami yönelimli Albukhary Vakfı, Türkiye’deki Türgev Vakfı’nı destekliyor. Bu vakfın yönetim kurulunda da, tesadüf bu ya, Bilal Erdoğan görev yapıyor, yani Cumhurbaşkanı’nın, adı skandallara karışan oğlu. Malezyalılar, birdenbire, bayram değil seyran değil, Türk öğrencilerini İngilizce kurslarına katılmak üzere ardı ardına davet etmeye başlıyor.

Bilal Erdoğan 2017 Mayısında Syed Mokhtar’ın şahsi daveti üzerine Malezya’ya gitti. “Hürriyet”ten bir gazeteci kendisine eşlik etti ve ziyareti ballandıra ballandıra anlattı. Yaptığı habere göre, evsahibi milyarder, Erdoğan’ın oğluna ve beraberinde götürdüğü bir Türk uzmana, 200 milyon dolara kurduğu özel üniversitenin yönetimini devretmiş. Önce başka yerlerden destek bulmaya çalışmış. Ama nihayet, Syed Mokhtar’ın annesi, ona bir anne öğüdü vermiş: „Oğlum, sen en iyisi üniversitenin anahtarını Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teslim et.“

Rheinmetall, Erdoğan ailesine gösterilen dikkat çekici teveccühün panzer pazarlığıyla en ufak bir ilgisinin olmadığını ısrarla söylüyor. “Ne Bilal Erdoğan, ne de başka herhangi birine herhangi bir çıkar vaat edilmiş ya da bu konuda bir umut verilmiştir” diyor şirket.

Ama bu Malezya bağlantısında bir bit yeniği var. Uzmanlar bu durumu “havayı iyi tutmak” diye tanımlıyor. Kölnlü yolsuzluk uzmanı Elisa Hoven, Bilal Erdoğan örneğinde cezai takibat uygulanamayacağını söylüyor. Alman yasalarında, yurt dışında verilen rüşvetlerin soruşturulması konusunda boşluklar var. Ancak Hoven, yurt dışı projelerinde “yolsuzlukla ciddi olarak, ya da hiç mücadele edilmeyen ülkelerin şirketleriyle işbirliği yapma” konusunda bir “eğilimin” ortaya çıktığını saptıyor. Uzman, Malezya’nın bu konuda “mükemmel bir örnek” olduğunu söylüyor. Bu tür ülkelerde “rüşvet işini yabancı şirketler üstleniyor, Alman şirketlerinin muhasebe kayıtları tertemiz kalıyor”.

‘RHEİNMETALL’İN ORTAĞI SANCAK’

Panzer işinin bir diğer kilit ismi de, savunma sanayii alanında faaliyet gösteren, Rheinmetall’in ortağı BMC’nin sahibi Türk işadamı Ethem Sancak. O da Erdoğan’a yakınlığıyla dikkat çekiyor. Şirket içi Rheinmetall sunumunda, Sancak’ın Cumhurbaşkanı’yla olan “yakın ilişkisi” altı çizilerek belirtiliyor. 2017 Mayısında da Erdoğan’ın partisi AKP’nin yönetim kuruluna terfi etti.

Cumhurbaşkanı’nın çizgisini hakaretamiz hücumlarla destekleyen birçok yandaş gazete de bu işverenin denetiminde. Bir gazete, Merkel’e “Frau Hitler” diye hakaret edip üzerine bir de Nazi üniforması giydirdi. Bir diğeri daha geçenlerde gazeteci Deniz Yücel’e ve tutuklanan insan hakları savunucusu Peter Steudtner’e “ajan” iftirasını yineledi.

Rheinmetall, bu garip ortağa dair sorulara cevap vermekten kaçınıyor. Halbuki Sancak 2015 Kasımında Erdoğan’la yenilen akşam yemeğine katılmıştı, fotoğrafta o da var. Ayrıca, şirket içi sunumda bir grafikte, en üste Erdoğan’ın ismi tahta kurulur gibi yerleştirilmiş ve iki kesikli çizgiyle Mokhtar’ın şirketine ve Sancak Grubu’na bağlanmış. Grafiği açıklayan metinde, çizgilerin, Cumhurbaşkanı’nın, Rheinmetall’in ortaklarıyla olan “ilişkisini” gösterdiği söyleniyor.

Belli ki, Rheinmetall, daha 2015 sonunda, bu ilişkilerin işe yarayacağını varsaymıştı. 26.11.2015 tarihinde Viyana’da yatırımcılara yapılan bir sunumda Rheinmetall yöneticisi Armin Papperger Türklerle yapılacak yatırım ortaklığını duyurdu. “Zırhlı araçlar” üretilecekti bu ortaklık tarafından.

Rheinmetall’in tank imalatı için bir ortak şirket planlarını doğrulaması aylar sürdü. “stern” 2017 Martında konunun ayrıntılarını yayınladığında protestolar yükseldi. Yeşiller’in dış politika sözcüsü Omid Nouripour, bu planların “su katılmamış çılgınlık” olduğunu söyledi. Campact örgütü, tank fabrikasına karşı 280.000’den fazla imza topladı ve Federal Parlamento önünde bir gösteri düzenledi.

‘ALMANYA HABERDAR FAKAT SESSİZ’

Şansölye Merkel ve bakanları ise sükunetlerini koruyor. Hükümet sözcüsü Steffen Seibert, 2017 Martında, projeyi “şirketin kararı” olarak niteledi ve hükümetin bu konuda “yorum yapmasının yersiz” olduğunu söyledi.

Rheinmetall’cilerin söylediği doğruysa, planlarını hükümetten gizlememişler. Türkiye’de yayınlanan bir savunma sanayii dergisi, şirket yöneticilerinden Schwer’e, Berlin’in tank üretme planlarından haberdar olup olmadığını sorduğunda, şu cevabı aldı: “Evet, haberdar. Bizim çizgimiz, her zaman Alman hükümetini planlarımız hakkında bilgilendirmektir. Hükümetten gizli hiç birşey yapmayız.”

Hakikaten şirketin Berlin’le ilişkileri iyi.

Rheinmetall şefi Papperger, eski Ekonomi Bakanı ve SPD başkanı Sigmar Gabriel’le sık sık buluşurdu. Bugünün Dışişleri Bakanı olan Gabriel’le olan ve az kişinin katıldığı bu görüşmelerde silah ihracatı da gündeme gelirdi. Bu bilgiyi, Federal Hükümet’in Sol Parti milletvekili Sevim Dağdelen’in soru önergesine verdiği cevaptan ediniyoruz.

Yine de Ekonomi Bakanlığı, tank fabrikası planlarını basından öğrendiğini vurguluyor. Konunun, “en azından belgelere ve tutanaklara göre” “Federal Hükümet’in temsilcileriyle yapılan görüşmelerde ele alınmadığını” bildiriyor. Ancak, bakanlığın elindeki belgeler bu konuda yeterli bilgi vermiyor. Zira bakanlarla şirket yöneticilerinin görüşmelerinde genellikle tutanak tutulmaz. O halde Gabriel’e şahsen bilgi verilmiş olabilir mi? Gabriel’in ofisi, bakanlığın verdiği cevaplara atıfta bulunuyor. Bu cevapların yeterince “kapsamlı” olduğunu belirtiyor.

Tank fabrikası planlarıyla ilgili haberler yayınlandıktan sonra da hükümetin harekete geçtiğine dair bir ibare yok. Şansölye halen bu konuda bir açıklama yapmadı. Hiçbir bakan bu planları eleştirmedi. Sosyal Demokratların yönetimindeki Ekonomi Bakanlığı da, kanunda Rheinmetall’in işine yarayacak boşluğu doldurmadı. Mevcut durumda, silah şirketleri, silah ya da silah üretimine yönelik tasarım ihraç etmek için federal hükümetten izin almak zorunda. Ancak, Türkiye gibi ülkelere “teknik destek” vermek için uzman göndermeleri izne tabi değil. Gabriel, 2015 Temmuzunda gözlem teknolojileri üreten şirketlerin teknik destek vermelerini izne bağlamıştı – ama silah üreticileri izinden muaf tutuldu.

Bakanlık bunu sorun olarak görmüyor. İzne tabi olmayan hizmetlerin “sıradan, basit hizmetlerden ibaret” olduğunu, bu tür bir destekle “silah fabrikası kurulmasının” mümkün olmadığını söylüyor.

‘TÜRKİYE’DE FAALİYETE DEVAM’

Rheinmetall de Türkiye planlarını önemsiz gibi göstermeye başladı. Şirket, daha Mart ayında, Türkiye’de muharebe tankı imal etmek istediğini doğrulamıştı. Şimdi şirketin bir sözcüsü, 2015’teki sunumdan bu yana ülkede “çok şeyin” değiştiğini söylüyor ve ekliyor: “Rheinmetall için de değişti”. Ortak şirketin “şu anda aktif olmadığını” açıklıyor. Ancak, gerçekte, bu şirket arka arkaya verdiği ilanlarla eleman arıyor, Ankara’da büro açtı ve bir internet sitesini yayına soktu. “Geliyoruz” diye müjdeliyor sayfa.

Tabii müjdeler. Çünkü birkaç gün önce Türkiye’nin Savunma Bakanlığı Rheinmetall’in ortağı BMC’den, Altay tankının üretimi için teklif vermesini istedi. İki şirket daha teklif vermeye davet edildi. Ancak BMC favori olarak görülüyor.

Belki de, Almanların yardımıyla üretilen tankların Türkiye’nin kentlerinin sokaklarında boy göstereceği günler yaklaşıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisine düşman ilan ettiği insanlara karşı.

HABER: Margherita Bettoni, Frederik Richter, Hans-Martin Tillack

Almanca’dan çeviren: Recai Hallaç
Bu araştırma “stern” dergisinin Özgürüz ve araştırma merkezi Correctiv’le gerçekleştirdiği bir ortak çalışmadır.

© ozguruz.org Türkçe

Tarih 09.08.2017

2017-08-09T12:36:26+00:00