Gülmen ve Özakça için açlık grevin giren Erdoğan: Benim Örgütüm Vicdanımdır!

Ana Sayfa/Haber/Gülmen ve Özakça için açlık grevin giren Erdoğan: Benim Örgütüm Vicdanımdır!

Açlık grevinde olan ve tutuklanan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için açlık grevi eylemine başladığını duyuran 15 yıllık aşçı olan İsmail Erdoğan #Özgürüz’e yaptığı açıklamada, ‘Vicdan’ın her şeyin aynası’ olduğunun altını çizerek “Benim örgütüm vicdanımdır. Bu eylemde belirleyici olan Nuriye ve Semih’tir, arkadaşlar nereye kadar götürecekse bende oraya kadar götüreceğim” diye konuştu.

KHK işten atıldıkları için açlık grevinde olan ve geçtiğimiz günlerde tutuklanan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ile dayanışma amacıyla açlık grevine başladığını duyuran İsmail Erdoğan’ aldığı kararı ilişkin ve konuya ilişkin #ÖZGÜRÜZ’den Zübeyde Sarı’ya değerlendirdi.

‘BU SÜRECİN PARÇASI OLMAKTAN KENDİMİ ALIKOYAMADIM’

Açlık grevine girme kararını neden aldığına değinen Erdoğan sözlerine şöyle sürdürdü: “Yaşadığımız bu topraklarda ki temel öğreti, açlık grevine başlamam için sebep aslında her  şeyi bir tarafa bırakacak olursak. “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” ya da Hz. Muhammed’in diğer hadisi ‘açlık bir kapıdan girerse iman diğer kapıdan çıkar gider’ demişti. Bu öğretilerle büyüdüğümüz coğrafyada 79 gündür insanlar hiç hak etmedikleri bir sebepten ötürü, işlerini geri alabilmek için bedenlerini açlığa yatırdılar. 79 gündür gözüm kulağım kalbim her şeyim onlarla beraberdi. 79 gündür de bir defa bile toplumsal düzeni bozacak, zarar verecek şiddet içeren bir mesajları yok. Bugün gönderdikleri mesajlarda bile öne çıkan tema sevgi, dayanışma ve emekti. Bunların dillendirildiği bir iklimde dahi gaza ve şiddete boğulması benim açımdan kabul edilebilecek bir şey değildir. Bu durumun karşısında durmak için daha fazlasını yapmak istedim ama daha fazlasına dahil olabileceğim bir alan bulamadığım için ve ilkesel olarak da açlık grevine karşı olmama rağmen bu sürecin parçası olmaktan alıkoyamadım kendimi.

“BİR KÖTÜLÜĞÜ DURDURMAK ADINA KENDİ VÜCÜDUNA KÖTÜLÜK YAPMA BEDELİDİR”

İnsan vücunun muazzam bir dayanışma ürünü olduğunu da vurgulayan Erdoğan sözlerine şöyle devam etti: İnsan vücudu muazzam bir dayanışmanın ürünü ve hayatta dayanışma ile ayakta durabiliyor aslında. Bir sürü özel yeteneğe sahip onlarca organ o özel yeteneklerinden feragat ederek dayanışma haliyle vücudu ve bünyeyi ayakta tutabiliyorlar. Açlık grevinin ilerleyen günlerinden esas organlar diğer organları bir kenara atıyorlar. Yani insanın topluma kötülük yapmak yerine ya da toplumsal bir kötülüğün önüne geçebilmek adına kendi bedenine kötülük yapmaktır açlık grevi. Geçmişte de açlık grevi deneyimlerim oldu. Bu mesele ile ilgili de büyük konuşmuştum “hayatım boyunca açlık grevi yapmayacağım” diye. İlkesel olarak karşı olduğumu söylemiştim ama bugün bu nokta da değiliz. Bu ülke için değer olan güzel iki insan dakika dakika ölüme yürüyorlar ve çok insani ve anlaşılabilir taleplerle yapıyorlar bu eylemi. Bu taleplerin karşılanamaması da kabul edilebilir bir şey değildir.

“AYNI ZİHNİYET 96 ÖLÜM ORUÇLARINDA DA AYNI AÇIKLAMAYI YAPMIŞTI”

Bakan Süleyman Soylu açıklamalarına da tepki gösteren Erdoğan;  Nuriye ve Semih ile yan yana, göz göze gelmişliğimiz yok ama inandığım bütün değerler üzerine yemin ederek söyleyebilirim ki Nuriye ve Semih’in yemek yemediklerini çok iyi biliyorum. Süleyman Soylu kendisini müslüman olarak tarif ediyor. Kimsenin itikadini sorgulamak kimsenin haddi değil ama Süleyman Soylu’da çıkıp inandığı değerler üzerine Allah ve Kuran üzerine yemin edebilir mi? bu insanların yemek yediğine dair? ben tanımadığım halde yemin edebilirim mesela o insanların yemek yemediğine dair. Bu devlet yaklaşımını bu topraklar daha öncede gördü. 1996’da ki ölüm oruçlarına dair bakan Şevket Kazan çıkıp “yiyorlar içiyorlar, kantinleri boşalttılar.” diye. Bu açıklamayı yaptıktan 24 saat sonra Aydın Uğur Ümraniye cezaevinde hayatını kaybetmişti. Yarın bu iki insan hayatını kaybettiğini peki bunu nasıl açıklamayı düşünüyorlar?” diye konuştu.

“İKTİDAR KENDİNİ MAHKEMELERİN YERİNE KOYUYOR”

Gülmen ve Özakça’nın en temel haklarından birini istediklerini ifade eden Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “İnsanlığın üreme, beslenme ve  barınma hakkı var bu temek haklar için de çalışma hakkının sağlanması gerekiyor. Çalışma hakkını elinden alırsanız diğer temel haklarını da ellerinden almış oluyorsunuz. Bu insanlar bu haklarını istediklerinde onları herhangi bir örgütle ilişkilendirmeye ve içeri atmaya hakkınız yok!  bu insanları bugün iddia ettikleri suçlardan işten çıkarmadılar,  KHK ile işten atılanların hepsini “Fetöcü” oldukları için işten çıkardınız. Yedi düvel de bu insanların “Fetöcü” olmadıklarını biliyor. Hukuk böyle işleyen bir şey değildir. Bu insanlar iddia edilen bütün davalarından beraat etmişler ama iktidar kendini mahkemelerin yerine koyuyor ve hedef olarak gösteriyorlar.  Çıkan karikatürler içinde onların karalama işinin bir parçası, bugün Filistin’de ki açlık grevleri içinde bir karikatür çıktı. Nasıl ki mazluma dili kimliği nereli olduğu sorulmaz, kötüye de kim ve nereli olduğu sorulmaz kötü her yerde kötüdür.”

“BENİM ÖRGÜTÜM VİCDANIMDIR”

Aldığı kararı kesinlikle sürdüreceğim diyen Erdoğan sözlerine şöyle son verdi: Bu kararı insan, kendisiyle konuşmaları nihayete erdirdiğinde kendi iradesiyle alacağı bir karardır. Bende bu kararı aldım. Şunu belirtmeliyim, bu eylemde belirleyici olan Nuriye ve Semih’tir, arkadaşlar nereye kadar götürecekse bende oraya kadar götüreceğim. Buradan bu konuyla ilgili insanlara nasıl bir çağrı yapılır bilmiyorum, kötülüğün bu kadar örgütlü olduğu ve yan yana geldiği zamanda iyilerinde artarak yan yana gelememesi kabul edilebilir bir şey değil. Yani ben benim gibi destek amacıyla açlık grevine grenlerle ilgili basın bazı şeyler yazacak. Geçmişimizi irdeleyecekler belki “örgüt üyesi” diyecekler. Bu mesele artık birilerinin çağrı yapmasıyla ilerleyecek bir mesele olduğunu düşünmüyorum. Bir ‘örgütüm’ var benim benim ‘örgütüm vicdanım, içimdeki adalet ve ahlak duygusudur’ herkesi kendi ‘vicdanı’nı sorgulamaya çağırabilirim. Vicdan çünkü her şeyin aynasıdır. Bu ülke uzun zamandır çok ciddi bir şekilde vicdansızlığa tanık oluyor ama vicdan sahibi olanların daha çok olduğunu düşünüyorum. Nuriye, İrlandalı devrimci Bobby Sands’e gönderme yapardı sık sık, bende bunu söylüyorum. Bobby Sands açlık grevi günlerinde “ölüm bizim kapımıza da” gelecek diyordu. Öldüğünde İrlanda’da ki mazlumların vekiliydi. Evet bunu söylüyorum bende, ölüm bize de gelecek ve bu kötülük er ya da geç yenilecek. Geçmişten günümüze kadar Habil’i, Yezid’i, Hitleri, Mussoloni’yi kötü olarak hatırlıyor bu dünya. Bugün bu kötülükleri kim yaptıysa yarın dünya bunları da kötü olarak hatırlayacak. Bugün sormamız gereken şu; bugün susarak kötülün ortağı mı olacağız? yoksa bunun karşısında sesimiz sözümüz olacak mı?

© ozguruz.org Türkçe

Tarih 26.05.2017

2017-05-26T17:57:07+00:00