Washington’da Ağır Çekim Tren Kazasını İzlemek/İlhan Tanır Yazdı

İlhan Tanır / Washington

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 15 Mayıs akşamı Washington’a gelip, 24 saatten biraz fazla kalışının son saatlerinde yaşanan ‘Washington meydan savaşı’ geziyle ilgili olarak akıllarda kalan tek konu şimdi. Oysa ki hedef, Erdoğan’ın gelip Başkan Trump ile görüşüp, sorun yaşanan konularda bir ilerleme kaydetmesi pek mümkün olmasa da, imajını ve ilişkileri biraz da olsa düzeltmek idi. Tam tersi bu gezi, kötü giden ilişkileri tam anlamıyla bir ‘ağır-çekim tren kazasına’ dönüştürdü. Bu satırlar okunurken ise Kongre’nin Dışilişkiler Komitesinde Erdoğan’ın korumalarının Washington’da yarattığı ve ‘haydutluk’ olarak etiketlenen hareketleri hakkında bir yasa tasarısı oylanıyor ve bir de toplantı yapılıyor olacak.

İşte 16 Mayıs tarihinden sonraki 1 hafta içinde hepimizin izlediği ‘ağır-çekim tren kazasının’ kareleri:

16 Mayıs günü: Erdoğan Başkan Trump ile 22 veya 23 dakikalık bir görüşme yaptı. Tercümanların çevirileri çıkarıldığında bu iki liderin maksimum 13, 15 dakikalık bir görüşme yaptıkları anlaşılıyor. Bu kadar dar bir görüşmede Erdoğan’ın Reza Zarrab’ı hapisten kurtarmaya çalıştığını bizzat kendisi açıkladı. İkili görüşmede başka hangi konunun konuşulduğu öğrenilemedi.

Aynı gün saat 5 sularında ise Erdoğan’ın da bizzat izlediği ve hatta bazı iddialara göre ‘yönettiği’ şekilde korumaların Erdoğan karşıtı bir düzine veya fazlasındaki Kürt, Ermeni ve Yezidi protestoculara saldırdığı görüldü. Akşam sosyal medyada yayılan kavga görüntüleri, ABD devlet adamlarından Washington’da en çok izlenen kanaat önderleri ve gazetecilere kadar birçok mevziden kınamalar gördü.

17 Mayıs: Bir önceki günkü kavganın boyutları anlaşılmaya başlandı. Washington DC Polisi gerekirse korumalar hakkında tutuklama kararı çıkabileceğini kaydettiği bir basın toplantısı yaparak, Türk korumaları kınadı, yapılanın ABD’nin anayasasında korunan temel özgürlüklere saldırı olduğunu vurguladı. Bir gün önce sosyal medyaya dağılan korumaların saldırı görüntüleri bu kez ABD’nin bütün ana akım televizyon programlarına ve basınına taştı. Ortalama Amerikalının haber aldığı haber kanalları Washington’ın orta yerinde protestoculara vurulan tekmeler, akan kanları göstermeye başladı. ABD Dışişleri Bakanlığı açıklama yaparak, ‘şiddetten dolayı endişeli olduğunu, Türkiye’ye bu endişelerini en güçlü şekilde ilettiğini” kaydetti.

Buna karşılık Türk Büyükelçilliği de bir açıklama yaptı, herkes ‘özür’ beklerken, neredeyse Washington DC polisinden ‘özür’ talep eder şekilde olaylara yaklaştı. DC polisinin yeteri kadar önlem almadığını iddia etti, protestoculara ‘terörist’ demeye çok yaklaştı. Tepkinin katlanmasına neden oldu.

Aynı gün New York Times bir haber yayınlayarak, FBI’ın Türk-Amerikan İş Konseyi (TAIK) Ekim Alptekin’in Mike Flynn ile olan bütün iletişimleri, banka ilişkilerini Flynn’den istediğini haberleştirdi.

18 Mayıs: Büyükelçinin kovulması Washington’da konuşulmaya başlandı. Etkili senatörlerden John McCain ve onu destekleyen bir başka senatör Claire McCaskill Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç’ın ‘persona non-grata’ ilan edilerek, sınırdışı edilmesini istediler. Bir önceki akşam Türk Büyükelçi Kılıç’ın ABD Dışişleri Bakanlığına çağrılarak, belki de tarihte ilk kez nota verildiği öğrenildi. ‘Amerikanın Sesi’ kayıtlarından yeni çıkan bir videoda Erdoğan’ın bizzat protestoları izlediği, hatta belki de protestoculara saldırı emrini verdiği tartışılmaya başlandı.

19 Mayıs: ABD Dışişleri bakanlığı bir açıklama yaparak, ”Rezidans önündeki saldırının soruşturması bizim için en üst düzeyde önemli” mesajını verdi. Aynı gün Türkiye’de Sözcü Gazetesi basıldı. ABD Dışişleri Bakanlığı bu baskına ve gazetecilerin tutuklanmasına da tepki verdi.

21 Mayıs: Hafta sonu olmasına rağmen tepkiler dinmedi. Bu kez ilk kez doğrudan Dışişleri Bakanı Rex Tillerson pazar günü katıldığı programda artan sorular nedeniyle bizzat konuşmak ve Rezidans önündeki kavgayı kınamak zorunda kaldı. ”Kesinlikle kabul edilemez.. Soruşturmanın sonucunu bekliyoruz” dedi.

22 Mayıs: Washington’da toplanan İş Konseyi toplantısının (ATC-TAIK) ilk günü sabahında, ABD basınında Flynn skandalı nedeniyle bolca yer alan Ekim Alptekin, TAIK’in başkanı olarak (ev sahibi) ABD’nin YPG ile olan ortaklığı nedeniyle ağır bir şekilde eleştirdiği bir konuşma yaptı. Fethullah Gülen’in ‘tolere edilmemesi’ gerektiğini vurguladı. İş Konseyinin açılış konuşmalarına benzemeyen tonda ev sahibini eleştirmesi ve siyasi bir konuşması yapması güne damga vurdu. Onun ABD’deki muhatabı ATC’nin başkanı Howard Beasey, veya CEO James Jones’un adet olduğu üzere hiç bir şekilde siyasi konulara değinmedi.

ATC Öğlen Yemeği: Amerikan-Türk Konseyi (ATC-TAIK)’nin konferansnda Washington’daki Türk Büyükelçi Kılıç, öğlen yemeğinde ABD’li evsahibine vurdukça vurdu. Yemeğe katılan bir ATC katılımcısına göre ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Thomas Shannon, Kılıç’ın hiç bitmeyen eleştirileri karşısında bir ara başını elleri ile kapattı. Kılıç önce 15 Temmuz sonrasında ABD basınının Türkiye’deki darbe girişimine olan yaklaşımını yerden yere vurdu. Aradan 10 ay geçtikten sonra ABD basınını bir iş toplantısında eleştirmek neden gerekmişti? Bunu anlayan olmadı. Sonra yine ABD basınını Türkiye’nin IŞİD’e yardım eder şeklindeki yayınlarını eleştirdi. Sonra ABD-YPG ortaklığını yine ağır şekilde eleştirdi. Ve nihayet Türk Rezidansı önünde yaşananların ifade özgürlüğü değil, terörizmle ile dayanışma olduğunu, ondan dolayı da protestoculara saygı duyulmayacağını, üstüne DC polisinin de yetersizliğinden dolayı hayalkırıklığına uğradığını kaydetti. Kılıç adeta ABD ve dünyadan ‘özür’ bekler gibi bir de ‘sinirli’ bir görüntü veriyordu.

Sonrasında gelen ABD Dışişleri Bakanı yardımcısı Shannon ise protestoculara yapılanları kınadı. Sonra OHAL’in en kısa zaman kalkması gerektiği, diğer türlü Türkiye’nin kendine olan özgüvenini gösteremeyeceğini, hukukun üstünlüğüne saygının yatırımcılar için önemini hatırlattı.

Aynı gün Türkiye’nin ABD Büyükelçisini Ankara’da Bakanlığa çağırıp, 16 Mayıs günü Washington’da yaşananlar dolayısıyla rahatsızlığını bildirdiği, nota verdiği öğrenildi.

Türkiye ve Türk yetkililerinde adeta birbirinden daha ‘radikal’ karar alma gayretleri görülüyordu.

Sahipsiz kalan işadamları..

Yılın en büyük ABD-Türk iş konseyi toplantısında, ticaret yapmak için Washington’a doluşmuş Türk işadamları, zaten az olan Amerikan işadamlarının olduğu bir ortamda, görevi aradaki sorunları çözmek, ülkesinin vatandaşlarının işlerini kolaylaştırmak olan Büyükelçinin tam tersine ortamı buz gibi kesen bir konuşması ile karşılandılar.

Türkiye’den gelen, zaten ABD basınında sürekli ismi Mike Flynn gibi ‘düşmüş’ bir isimle geçen Ekim Alptekin, sesini daha çok yükseltiyordu. Amerikan muhatapları nezaketi koruyup, ‘iş yapalım’ ‘ticareti artıralım’ ‘pozitif bakalım’ demeye çalışırken, Türk muhatap olan Alptekin tam tersine yüksek sesle ABD’ye ‘uyarılar’ vermeyi seçiyordu. ABD’de herkesin cüzzamlı hastadan kaçar gibi kaçtığı, hergün bir skandalı çıkmaya devam eden Mike Flynn’i Trump Hotel’de savunuyordu. Şüphesiz ki AKP’nin atadığı bir iş konseyi başkanı olarak izlediği ‘ilginç’ bir strateji idi.

Adeta Türk diplomasisinde, Türk yetkililerde bir ‘selefileşme’ görülüyor. Herkes birbirinin üstüne basıp, daha kaba olmaya, daha radikal, daha ‘tavizsiz’, dafa saf ‘Reisçi’ olmaya çabalıyor. Korumalar ise dünya aleme bu kabalığı tekmelerle ispat ediyordu.

Evlerini, çoluk, çocuklarının rızkını bulmak için Washington’a gelen Türk işadamları karşılarında ‘selefileşmiş’ ‘yıldız olmaya çalışan’, tabiri yerinde ise ‘bağıran çağıran yetkililer buluyordu. Sorunları çözmek için görevli olanlar, adeta atandıkları makamları, bir sonraki basamağa çıkmak için kullanıyordu.

Günümüz Türkiye’sinde dış politika-iç politika içiçe geçtiğinden dolayı sloganvari konuşmaların tek hedefi sanki Ankara idi.

Tren kazası bütün çıplaklığı ile gözlerimiz önünde sürüyor. Dur diyecek kimse de görünmüyor. Sadece ateşe daha çok benzin dökenler, daha çok selefileşenler, dünyaya ‘haddini bildirmek’ yarışında olan bir öbek var.

Bu şartlarda çalışan, çabalayan, çocuklarının rızklarını arayan bütün işadamlarına derin bir saygı duymamak ve işleri için duacı olmamak elde değil. Çünkü onları düşünen pek yok.

© ozguruz.org Türkçe

Tarih 25.05.2017

2017-05-25T11:00:58+00:00