Asker Tıraşı, Martin Schulz ve Japon Konsolosu

Ana Sayfa/özgürüz'e yazdılar/Asker Tıraşı, Martin Schulz ve Japon Konsolosu

Canım Kardeşim selam;

Burada her sabah İsa Mesih’ten memleketimdeki tüm insanlar için sağlık, adalet ve huzur diliyorum. Elbette senin adını özellikle geçiriyorum dualarımda. Dile kolay 27 yıllık arkadaşız neticede.

Sanırım Almanya hakkında dünya milletlerinin çok büyük ve gereksiz bir önyargısı var. “Orada sistem yavaş ama sağlam işler” lafı tamamen ezbere söylenmiş ve gereksiz bir cümle. Yapılan ayıp ve resmen haksızlıktır bu insanlara.

Evet, geçen mesai arasında oğlanları mahalle kuaförüne götürüp “kaptan selam, 45 dakikam var. Şu veletlere bir asker traşı çeksene” dediğimde aldığım cevap “Herr Hayko, iki hafta sonra salı saat 14:50 gibi randevu verebiliriz” demiş olabilirler.

Evet, artık gittikçe aksamaya başlayan sol el parmaklarım için MR çektirmek istediğimde 2018’in Ocak ayına gün vermiş de olabilirler.

Ve evet, cebimde param olduğu halde hanıma bir araba bakmak için araba galerisine gittiğimde, resepsiyonda saatlerce bekletmiş ve arabayı göremeden “mesai bitti, boşaltın dükkanı” demiş de olabilirler.

Fakat bu talihsizlikler Almanya’da sisteme “yavaş” demek için asla bir veri olamaz. Diyeceksin ki niye? Anlatayım:

Geçenlerde iki önemli ev ihtiyacımızı hallettim. İlki, bilinen bir telefon şebekesinden 3 cep telefon hattı, bir ev telefon hattı, sınırsız internet paketi ve kablolu TV hizmeti satın aldım. Toplam 160 Euro.

İkincisi, sonunda kendime özel bir sağlık sigortası yaptırdım. Toplam 99 Euro.

Bütün bu hizmetler karşısında bankaya gidip fatura yatırma zahmeti de yok üstelik. Ayın 1’i dedin mi banka hesabımdan otomatik çekilecek paralar. Sistem tıkır tıkır yani.

Gel gör ki ayın 2’sinde sabah saat 07:30 gibi postacı kapıyı dehşetle çalarak iki zarf fırlattı suratıma. Bizim maaş biraz geç yatmış da ayın ilk günü mesai bitimine kadar o paralar hesaptan çekilmemiş meğer.

Ulan ne ara o hesabı saatinde kontrol ettin de mektubu yazdın da müdüre imzalattın da postaya verdin de sabahına suratıma zarfları çarptın be arkadaş?

Bu nasıl bir meslek aşkı, ne kadar büyük bir disiplin, nasıl bir tüketiciden, müşteriden yana olma halidir, gerçekten tebrik ederim.

Adamlar mail veya SMS atmaktansa iki saat içinde acele posta ile kara haber göndermekte uzmanlaşmışlar resmen. Senin anlayacağın bazı konularda acayip hızlılar Allaha şükür.

Kardeşim, bugün protokol insanların katıldığı çok önemli bir ödül törenine gittim. Gustav Heinemann Vakfı bizim Can Abi’ye çok kıymetli bir ödül layık görmüş. Üstelik ödülü Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nden Martin Schulz çok duygulu bir konuşma ile takdim etti abimize. Can Abi de ödülü alırken öyle bir karşı konuşma yaptı ki salonca ayakta alkışladık. Cezaevindeyken havalandırma alanı duvarının üstünden bir tomar gazete fırlatmışlar yoldaşları. Koşup kapmış gazeteleri, hemen sakin bir köşeye çekilip okumaya başlamış.

Gazetede “Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz Can Dündar’a sahip çıktı” yazıyormuş koca puntolarla hem de manşette. Yalnız olmadığını hissetmiş Can Abi. İyi gelmiş, güçlü kılmış sabrını. Bunları dinlerken Schulz gözyaşlarını tutamadı. Ben bile zor tuttum diyeyim. Çünkü az sonra Can Abi “Bir başka yalnızlık halim de ülkenize ilk geldiğim zamanlardı. Fakat Hayko Bağdat hiçbir şeyden korkmadan yanıma geldi ve el birliğiyle gazetemizi kurduk. Bu ödülün yarısını da o hakediyor” diyerek beni sahneye çağırdığında ağlamayı planlamıştım.

Öyle demedi. Öndeki Alman bakanlara, Japon Konsolosu’na falan mersi diyip indi sahneden. Sonra kulağıma yaklaşıp “fotoğraf çektin değil mi? Watsaptan at bana“ dedi.

Sağda Martin Schulz, solda Can Abi, arkada flu olan ben

Bozuldum mu? Hayır…

Kıskandım mı? Hayır…

Ben de ilk Almanca kitabımla Nobel Edebiyat Ödülü aldığımda ona fotoğraf çektirmezsem adam değilim adam… Schulz ile de çıkışta bira içmeye gideceğim. Peh, nedir yani? Biz de meşhuruz da henüz Almanya bilmiyor sadece.

Bende şimdilik havadisler böyle kardeşim.

Kendine çok dikkat et. Haftaya yine yazacağım.

Hacı anne, hacı babaya çok selam. Abilerine çok selam. Ufaklığı öp benim için.

Not: “Salyangoz” film olacaktı ya hani, o iş şimdilik yalan oldu. Bizim yapımcı biraz değişik çıktı. Detayları anlatırım. Fakat Maxim Gorki’deki Salyangoz efsane geçti. Simultane tercüme de iyi çalıştı. Alman dostlarım çok etkilendi. Tiyatronun yöneticisi Shermin Langhoff ile iyi arkadaşız artık…

2017-05-24T11:08:43+00:00