Gerçeğe “hasret” bir yaşam travması

Televizyon dünyasından sinema evrenine adım atan çiçeği burnunda yönetmen Ceylan Özgün Özçelik’in dünya prömiyerini Berlin Film Festivali’nde (67. Berlinale – 2017) yapan ilk uzun metrajlı filmi Kaygı (Inflame) birkaç açıdan dikkate değer bir film. Hem uluslararası hem de ulusal arenada aldığı övgü ve ödüllerle yılın en ses getiren ve merak uyandıran yerli yapımlarından biri olan filmin 12 Mayıs’ta başlayan vizyon yolculuğu devam ediyor.

Türkiye’de süren tahrip döneminin simgesi ve karakteristiği olan sistemik medya deformasyonu-dezenformasyonu merkezinde, toplumsal kaygıların birey üzerindeki yoğun bir ifadesi diye niteleyebiliriz Kaygı’yı. Bir kadın, bir ev, bir şehir, bir park ve tektipleşen medya sarmalında gelişiyor bu huzursuz öykü…

Teksesli medya ve tanınmaz bir şehir

Tek TV adlı kanalda belgesel kurgucusu olarak çalışan Hasret, müdürün direktifiyle kendini bir anda haber kurgusunda bularak alt üst olurken, öykünün gelişip serpilmesine imkan sağlayan bir açılım yaratıyor bu durum: Gerçeklerin masabaşında nasıl eğilip büküldüğünü, demeçlerin nasıl cımbızlanıp çarpıtıldığını, otosansürün gönüllü işbirlikçiler eliyle nasıl hakim kılındığını görüyor ve nihayetinde haberin nasıl saklandığına tanık oluyor izleyici.

Bu esnada bir süredir aynı kabusu gördüğünü de öğrendiğimiz Hasret, gündüzleri kurgu masasında yaşadığı gerilimin yanı sıra rüyalarına giren aile geçmişinin eksik parçalarını hatırlamaya çalışma işkencesiyle iyice zorlu bir ruh haline düşüyor…

Unutmanın sınırı ne?

Hafıza ve arşiv paralelliğinden iyi yararlanan yönetmen, baş kahramanını, her köşesi bucağı şantiyeye dönüşmüş olan korkunç ve “tanınmaz” bir şehirde dolaştırıyor. Ve ülkenin maruz kaldığı toplumsal belleksizleştirme harekatını birey ölçeğinden başarıyla çıkartıp panoramik hale büründürüyor.

Anne babasına ne olduğunu hatırlamaya-bulmaya çalışan Hasret’in güçlüklerle dolu patikası halihazırda unutulması imkansız bir acıya çıkarken –ve ister istemez yakın gelecekteki nesil acaba hatırlayacak mı diye düşündürürken (!)- iktidar temelli manipülasyonun yıkıcı ve yakıcı bir tablosunu resmediyor Kaygı.

Bir tür filmi yapmayı hedeflemiş olduğunu belirten Özçelik, psikolojik gerilim janrının hakkını veren bir iş çıkartmış sonuç olarak. Görüntü yönetimi, sanat yönetimi, müzik ve ses tasarımı bu bağlamda son derece başarılı.

Atmosfer ve tecrübe konuşuyor

Filmin baş kahramanı Hasret (Algı Eke), yönetmenin televizyon deneyiminden beslendiği ve filizlendiği izlenimini veren, isabetli bir kurgucu genç kadın performansı çiziyor. Televizyon kanalı sahneleri de -aynı dinamiklerle hayat bulduğu için- hayli inandırıcı ve televizyoncular için fazlasıyla tanıdık manzaralara sahip.

Yazan, yöneten ve ortak yapımcı imzalarıyla sinema dünyasına kararlı bir giriş yapan Ceylan Özgün Özçelik’in genç bir auteur olarak kariyerinin henüz başında olduğu anlaşılıyor. Öykü anlatıcılığında daha açık ve daha enerjik olmasını umduğum yeni filmlerini bekliyor, yürü be Ceylan diyorum…

Tür filmleri doğası gereği herkese göre olmasa da, güncele ayna tutan cesur tavrı ve medya, kentsel dönüşüm, otoriter rejim merkezli travmatik tonuyla akılda kalıcı bir ilk film Kaygı. Filme notum 7/10.

Fragman: https://www.youtube.com/watch?v=Kblg68Ifwbo

KÜNYE

Orijinal Adı: Kaygı / Inflame
Yönetmen ve Senaryo: Ceylan Özgün Özçelik
Oyuncular: Algı Eke, Özgür Çevik, Kadir Çermik, Boncuk Yılmaz, Selen Uçer, Saygın Soysal, Taner Birsel
Yapım: 2017 – Türkiye
Süre: 94 Dak.
Görüntü Yönetmeni: Radek Ladczuk
Müzik: Ekin Fil

Sevim Gözay

2017-05-22T10:29:40+00:00