BigBrotherAwards ‘Negatif ödül’ü DİTİB’in

 

HABER MERKEZİ – Bu yıl 17.’si düzenlenen ve “temel hak ve özgürlükler ile kişisel verilerin korunması ilkesini çiğneyen” kişi ve kurumlara verilen ‘BigBrotherAwards negatif ödül’ün  siyaset kategorisindeki sahibi casusuluk suçlamalarıyla gündem de olan DİTİB oldu.

2000 yılından bu yana  Bielefeld’de faal olan Digitalcourage (Dijital Cesaret) isimli dernek tarafından verilen BigBrotherAwards ödülü, Almanya’da casusluk faaliyetleri yaptığı belirtilen Diyanet İşleri Türk İslam Birliği  (DİTİB) kurumuna verildi.  Dernek, ödüle ilişkin yazılı açıklamasında bu ödülün verilmesinin yaptığı açıklamada  “DİTİB imamlarının, üyeler ve camileri ziyaret eden kişilerle ilgili Türk resmi makamları ve Milli İstihbarat Örgütü MİT’e casusluk yapıp jurnalledikleri ve bu kişilerin Türk devleti tarafından kovuşturulmasına sebep olduklarına dair haberlerden dolayı, Diyanet İşleri Türk İslam Birliği – DİTİB siyaset kategorisinde BigBrotherAward 2017 ödülünü almaya hak kazanmıştır” diyerek duyurdu.

 

Ödül Bielefeld’e bu akşam düzenlenecek törenle açıklanacak. Ödüllere ilişkin yapılacak törende ise DİTİP’e verilen bu ‘negatif ödül’e ilişkin açıklamayı ise Jüri üyesi ve Kişisel Verileri Koruma Derneği ve Kişisel Veriler Uzmanları Kuruluşu üyesi Dr. Thilo Weichert yapacak.

 

Ödül’ün verilmesine ilişkin açıklama yapacak olan  Dr. Thilo Weichert, konuya ilişkin törende  okunacak basın metninden başlıklar şöyle:

“MİT faaliyetleri ile, hem Almanya’da yaşayan Türklerin izlenmesi, bunların Erdoğan yandaşı olmalarının sağlanması, hükümet karşıtlarına gözdağı verilmesi ya da izole edilmeleri hem de Alman makamlarının ve buradaki kamuoyu düşüncesinin etki altına alınması amaçlanmaktadır. Almanya’da haklarında casusluk yapılan sözde rejim karşıtlarının Türkiye’ye gitme durumunda, hapis, ceza davası, küçük düşürücü muameleler ve hatta işkence görme ile karşı karşıya kalmaları da mümkündür. Bunların Türkiye’deki yakınları da benzeri uygulamalara maruz kalabilmektedir. Yeşiller partisinden Cem Özdemir, SPD’den Michelle Müntefering veya CDU’dan Emine Demirbüken-Wegner gibi federal Alman politikacılar bile Gülen hareketine sempati duydukları bahanesi ile MİT tarafından izlenmektedirler.

 

ALMAN HÜKÜMETİNE ELEŞTİRİ

Alman makamları, özellikle son olarak “Balkan Güzergahı” adı verilen geliş hattının kapatılması maksadıyla Türk hükümeti ile yapılan mülteci anlaşmasını tehlikeye sokmamak için, Türk hükümetinin hassasiyetlerini dikkate almaktadırlar. Almanya’daki İslami birlikler ile iletişim bağının kopmaması için DİTİB’in incitilmemesine de özen gösterilmektedir. Bütün bunlardan bağımsız olarak Federal Başsavcılık ve Polis tahkikatlara başlamış, haklarında casusluk yapılan insanların haklarının korunması ve ajanlık faaliyeti yürütenlerin takip edilmesi maksadıyla ilk adımları atmıştır.

Çok açık bir şekilde görülmektedir ki, Alman makamları tarafından öncelikli olarak diplomatik çıkarlar gözetilmektedir. Ancak tek tek casusluk faaliyetine maruz kalan cami ziyaretçilerinin korunmaya değer olan kişisel hakları ve insan haklarının bu yüksek politik çıkarlara kurban edilmemesi gerekmektedir.

İnsanların, jurnallenmek yoluyla dini ibadetlerini yerine getirmelerinin engellenmesi kabul edilemez. DİTİB casusluk skandalının hallolduğunu iddia etmemeli, aksine kendi bünyesinde olanları şeffaf bir hale getirip, kamuoyunun eleştirilerine kulak vermelidir.

Ancak sadece DİTİB’den bir takım taleplerde bulunacak olursak, işin kolayına kaçmış oluruz. Bu yüzden hem Alman devletinin hem de Alman toplumunun da harekete geçmesi, mesela politik olarak bağımsız veya siyasi olmayan İslam cemaatlerinin desteklenmesi gibi yöntemlerle, insanların İslam inancını özgür bir şekilde yasayabilmelerinin yollarını açmalıdır.

Sadece, Diyanet İşleri Türk İslam Birliği, diyanet gibi Türk makamlarından ve bağımsız hareket edip bunların etki alanından çıktığı taktirde, DİTİB konusunda bir değişim veya dönüşüm mümkün olacaktır. Alman makamlarının DİTİB’i şimdiye kadarki gibi muhatap olarak kabul edebilmelerinin koşulu da bu şarta bağlanmalıdır. Yine bütün casusluk faaliyetlerinin, dinsel örgütlerin çatısı altında gerçekleşse bile, sadece örgütün iç isleyişi dahilinde değil ceza hukuk yönünden de, her şeyden önce diplomatik hassasiyetlere bakılmaksızın, tüm yönleri ile açığa kavuşturulması gerekmektedir. Şu ana kadar cezai yaptırım maksadıyla yirmi tahkikat davası açılmıştır. Casusluk alman ceza kanununa aykırı olup, hiç kimsenin “iç işi” değildir.

Bilişim ve kişisel verilerle alakalı temel hak ve özgürlükler sadece Almanlar için değil, göçmen kökenli insanlar için de geçerlidir. Bunların da, Almanya’da korkmadan barışçıl bir şekilde dinsel ve siyasal faaliyetlerde bulunabilmeleri gerekmektedir.

Bu hakların kullanılamamasında rolü olduğu için, DİTİB politika kategorisinde 2017 yılının BigBrotherAward ödülüne layık görülmüştür. Kendilerini yürekten kutlarız!”

 

BigBrotherAwards ödüller

BigBrotherAwards ödülleri,  2000 yılından beri her sene kişisel verilerin korunmasıyla alakalı olarak, temel hak ve özgürlükler ile kişisel verilerin korunması ilkesini çiğneyen kişi ve kurumlara verilen negatif bir ödül. BigBrotherAwards ödülleri, Bielefeld’de faal olan Digitalcourage (Dijital Cesaret) isimli dernek tarafından organize edilmekte. Ödül jürisinde farklı insan hakları örgütlerinden şahsiyetler yer almaktadır.

 

© ozguruz.org Türkçe

Tarih 05.05.2017

 

2017-05-08T09:55:56+00:00