150 Türk, G.t Lalesi ve Yabancılar Polisi

Ana Sayfa/özgürüz'e yazdılar/150 Türk, G.t Lalesi ve Yabancılar Polisi

Canım Kardeşim selam; 

Burada her sabah İsa Mesih’ten memleketimdeki tüm insanlar için sağlık, adalet ve huzur diliyorum. Elbette senin adını özellikle geçiriyorum dualarımda. Dile kolay 27 yıllık arkadaşız neticede.

Almanya’ya geldik geleli garip şekilde iki ülke arasında büyük bir diplomatik kriz yaşanıyor. Mahalleden Bayram Abi aradı geçen. “Ulan cenabet, gittiğin kanalı, gazeteyi kurutuyorsun anladık da ülkeleri de mi karıştırdın be” dedi ve telefonu suratıma kapattı. Aslına bakarsan benim başıma gelenleri duyup da hazmedemeyen Merkel Hükümeti’nin bu şövalye tavrı, başta gururumu okşamadı değil. Neticede memleketteki önemli gazetecilerden biri olarak bin bir tehdit, baskı ve yargılamaya maruz kalıp sürgün yedik. Yüzlerce meslektaşımız, siyasetçi ve aydın hapishanelerde tutsak, bir o kadarı da mülteci oldu. Elbette demokrasinin beşiği Almanya’yı yönetenler buna karşı tavır alacaktı. Erdoğan’ı Almanya’ya sokmamaları bu sebepten anlaşılır olsa gerek.

Ama mevzu öyle değilmiş. Geçenlerde tutuklanan Welt muhabiri sevgili Deniz Yücel var ya, o Alman vatandaşıymış. Ve Merkel daha çok buna kızmış.

Anlayacağın bir Türk dünyaya bedelken 150 Türkiyeli gazeteci, bir Alman gazeteciye denk geliyormuş buralarda.

Aynı zamanda Türk ve Alman şirketleri ortak tank yapımı için yeni bir sözleşme yapmışlar. Yani 150 Türkiyeli ve bir Alman gazetecinin toplamı da bir tank etmiyormuş.

Olsun, ben burayı da değiştireceğim zamanla. Böyle olmaz çünkü.

Kardeşim, bu AKP’li bakanların gelip Avrupa’da miting yapma meselesi iyice yılan hikayesine döndü. Hatırlarsan Dışişleri Bakanımız Çavuşoğlu’nun Köln toplantısının iptal sebebi olarak “otopark kapasitesi yetersiz” dediydiler. Adam sonra gitmiş bir düğün salonu tutmuş parasıyla. Ona da “yangın merdiveninde iki basamak eksik” diye yok demişler.

Merkel “anlat derdini Marko Paşa’ya” misali “ben karışmam, belediyeye sorun” deyince, bizim Reis  Merkel’e “Hitler, faşist, demokrasi düşmanı” falan dedi.

Merkel de ona “seni ciddiye bile almıyorum düdük” gibi bir şeyler fısıldadı.

Ardından aynı sorun Hollanda ile oldu. Bizim Reis “geliyoruz ulan, maçanız sıkıysa sokmayın ülkeye” diye gürleyince, Hollanda hükümeti bizim bakanın uçağının iniş iznini iptal etti. Sonra dedi ki “gelsinler laleleri falan koklasınlar eyvallah ama siyaset yaparlarsa dalarız.”

Daldılar da…

Bizim Aile Bakanı polis marifeti ile yaka paça sınır dışı edildi.

Dışişleri Bakanımız Çavuşoğlu buna çok kızıp Hollanda Başbakanı’na “G.t Lalesi” demesin mi?

Bunun üzerine milli hassasiyetleri coşan bir Ulubatlı Hasan, gidip Taksim’de Hollanda Konsolosluğu’ndaki bayrağı indirip yerine Ay Yıldızlı bayrağı göndere çekti. Ulubatlı, giderayak bir de tekbir getirip eliyle Rabia işareti yaptı.

Ayrıca sokaklarda eylemciler Hollanda portakalı bulamayınca, son Rusya krizinden elimizde patlamış Adana portakallarını bıçakladı.

Portakal için çok üzülen Hollanda faşist partisinin başkanı da  bir video çekip, Türklere “s.ktirin, ülkenize gidin “dedi.

Yani kardeşim, Rönesans, Reform, Van Gogh, Berlinale, medeniyet, özgürlük, insan hakları, saygı, sevgi buluruz diye gelip sığındığımız Avrupa azıcık değişmiş.

Memleketteki kadar deli manyak burada da var.

Canım arkadaşım, oturum iznine çok yaklaştık. Neredeyse tüm evraklarımız tamam. Aile sağlık sigortasını da yaptık mı avukat gidip Yabancılar Polisi’ne başvuracak. Burada bize “Yabancılar Polisi” bakıyor. Memlekette de “Azınlıklar Masası” bakıyordu. Ulan hiç normal, öyle dümdük bir polisle muhatap olamayacak mıyız be?

Ha bir de çevik kuvvet var. Onlar iki ülkede de aynı kesime bakıyor. Hak arayanların kafasına copla vuruyor.

Neyse, konuyu dağıtma. Aile sağlık sigortası yaptırmak için iki küçük sorun yaşadım. İlki, bu sigorta için aylık 1000 Euro ödemek gerekiyor. Asgari ücret 1200 Euro olduğuna göre kalan 200 Euro ile yaşamaya çalışırken hasta olmamak mümkün değil.

Dolayısıyla sağlık sigortası çok gerekli bir uygulama.

İkinci sorun ise, sağlık sigortasını sadece oturma izni olanlara yapıyorlar. Sen şimdi diyeceksin ki “yahu hem oturum için sigorta iste hem de sigorta olmazsa oturum izni vermem de. Bu nasıl çelişki?”

Sakın deme…

Pek çok konuda denedim, inan bir işe yaramıyor.

Kardeşim, Avrupa’daki faşist gruplar, Erdoğan’a gıcık oldukları için Türkiyelilere hareket çekmeye başladılar. Memlekette Erdoğan’ın elinden zor kurtulup, burada Erdoğan yüzünden saldırıya uğrarsam, bil ki dünyaya hakkımı helal etmiyorum.

Ne yapsak olmuyor galiba insanca yaşamak için.

Seni daha fazla sıkıntılarımla yormayayım…

Bende şimdilik havadisler böyle kardeşim.

Kendine çok dikkat et. Haftaya yine yazacağım.

Hacı anne, hacı babaya çok selam. Abilerine çok selam. Ufaklığı öp benim için.

Çüüüüüüüüzzzz…….

Not: İşe bisikletle gidip gelmeye başladım. Hangi tarafa döneceksen o elini havaya kaldırıp sinyal falan veriyorsun. Geçen Can Abi bu halime çok güldü. Buna biraz içerledim açıkçası. Hiç mi medeni insan tipi yok bende?

Hayko Bağdat’tan
mektup var

2017-03-15T12:28:51+00:00