Rapunzel, Hamster Sıçanı ve Yozgat

Canım Kardeşim selam;

Burada her sabah İsa Mesih’ten memleketimdeki tüm insanlar için sağlık, adalet ve huzur diliyorum. Elbette senin adını özellikle geçiriyorum dualarımda. Dile kolay 27 yıllık arkadaşız neticede.

Geçen mektupta hatırlarsan büyük oğlan ile beraber Köln karnavalına doğru yol alıyorduk. Karnaval, Büyük Paskalya Orucu öncesi yapılan son eğlence. İstanbul’da biz de yapardık hatırlarsan. Fakat burada her şey daha büyük. Neticede Hıristiyan memleket. Sokaklar cıvıl cıvıldı. Herkes rengarenk kıyafetler giymiş, yollara stantlar kurulmuş, özel araçlardan yapılan müzik yayınıyla dans eden her yaştan insan, mutluluk, neşe, sevinç…

İnan bana ortamı görsen karşına çıkan ilk kiliseye koşup vaftiz olasın gelirdi. Almanya’da insanların paskalyaya bu kadar ehemmiyet verdiğini vallahi bilmiyordum. Bizim oğlana karşımıza çıkan ilk dükkandan bir iskelet kostümü aldık. Ben de kafama bir korsan şapkası taktım ve aralarına katılıverdik.

Oğlanın Hıristiyan kimliğiyle kendini çoğunluktan hissettiği ilk bayram günüydü diyebilirim. Fakat eğlenceyi bitirip otele doğru yol almaya başladığımızda küçük bir talihsizlik oldu. Biri rahibe, diğeri Rapunzel kılığındaki iki kadın aniden deli gibi bağırmaya başladı. Galiba Noel Baba rahibeyi taciz etmiş. Örümcek Adam da Rapunzel’in kulak memesini öpmüş. Polis anında olaya müdahale etti ve Noel Baba’yı yere yatırıp ters kelepçeyle etkisiz hale getirdi. Örümcek Adam başta kaçmaya çalıştı fakat az ötedeki bir bar önünde ot içen Hz. Musa ve Thor çelme takarak düşürdü adamı.

Sanırım Rahibe olan haplanmış olacak ki sinir krizi geçirerek polise de vurmaya başladı. Olay yerine anında iki ambulans, bir itfaiye bir de Alman TOMA’sı geldi.

Çevik Kuvvet, Rapunzel’i ite kaka araca bindirirken biz oradan uzaklaştık.

Annem oğlumu bir dini bayrama götürdüğüm için günlerdir mutluluktan havaya uçuyordu. Oğlan olan biteni ağlayarak anlatmış ona. Şimdi benimle konuşmuyor.

Benim ne suçum var arkadaş? Demek burada Paskalya böyle başlıyor, Allah Allah!

Kardeşim ev konusunda da bazı gelişmeler var. Dünyanın en iyi avukatıyla çalışıyorum ve oturum iznine çok yaklaştığımızı söyleyip duruyor. İzni alır almaz kendi evimiz olabilecek. Hatta geçen gün internetten bulduğumuz bir ev için girişimde bile bulunduk. Kontrat sözleşme taslağının çıkışını alıp doldurmaya başladık. Bizim hanımın Almancası iyi olduğundan maddeleri Türkçe’ye çevirdi.

İnan dünyanın en rahat kiracılığı Berlin’de. Kimse kimseye karışmıyor. Ev sahibini görmüyorsun bile. Sadece dikkat etmen gereken birkaç husus var.

Şöyle ki:

  • Madde 8:
    • Evde ve balkonda çocuk çamaşırı haricinde çamaşır yıkamak yasaktır.
    • Çamaşırı kurutmak amacıyla eve veya balkona asmak yasaktır.
  • Madde 12:
    • Evde rahatsız edici sesler çıkarılamaz. Kapıları sesli kapatmak, yüksek sesle merdivende yürümek ve başka yüksek ses çıkaran faaliyetler kesinlikle yasaktır.
  • Madde 13:
    1. Saat 22.00 – 08.00 ile 13.00 – 15.00 arasında müzik dinlemek yasaktır.
    2. Saat 22.00 ile 06.00 arasında duş almak yasaktır.
    3. Halılar saat 08.00 – 12.00 ve 16.00 – 18.00 arasında sadece avluda yıkanabilir.
    4. Balkonda kuş beslemek yasaktır.
  • Madde 17:
    • Evde kedi ve köpek beslemek yasaktır. Sadece küçük, kapalı kafeste kalan hayvanlara izin verilir. Örneğin balık, kuş ve hamster sıçanı beslenebilir. Fakat kuşları balkona çıkarmak yasaktır.
  • Madde 21:
    • Balkonda veya bahçede mangal yapmak kesinlikle yasaktır

Gördüğün gibi şartlar oldukça kolay. Çamaşırlarımızı yıkamayıp, duş almayıp, evde aramızda konuşmayıp, “başka yüksek ses çıkaran faaliyetler”de bulunmayıp, köpeğimizi zehirleyip yerine hamster sıçanı aldık mı kimse tutamaz artık bizi.

Fakat şu 21. maddeyi nasıl yapacağız bilemedim. Mangal yoksa ben de yokum be…

Canım Kardeşim, burada memleketi çok yakından ilgilendiren bir tartışma yaşanıyor. Bizim Reis buralara gelip seçim çalışması yapmak istiyor. Önceden bir iki bakan göndereyim de bakalım ortamlar nasıl diye Yozgatlı Bekir’i yollayayım demiş. 100 yıl önce Yozgat’taki evlerden 27 piyano çıktıydı da şimdilerde çıka çıka bu çıktı karşımıza.

Fakat Köln Belediyesi “otopark küçük, bu bakan burada konuşamaz” diye etkinliği iptal etmiş.

Almanlar da bize benzedi yeminle. Bahaneye bak çay demle. Sonra Şansölye Merkel de demiş ki “beni bağlamaz, bizde belediyeler karar verir bu işlere.”

Reis yemedi tabi. “Geleceğim ulan oraya. Hele bir konuşturmayın dünyayı ayağa kaldırırım” dedi. Sonra demokrasi nedir, ifade özgürlüğü nedir bilelim diye bir de nutuk çekti konu hakkında.

Bir de nolur nolmaz diye Alman gazeteci Deniz Yücel’i rehin aldı. En kötü ihtimal Almanları gıcık etmek için Deniz’i süründürürüm diye düşünüyor.

Kürtleri hasta etmek için Selahattin Demirtaş’ı tutsak ettiği gibi yani.

Dünyanın demokrasi mücadelesi bizim Reis’e çok şey borçlu. Bize demokrasiye olan ihtiyacımızı her gün yeniden hatırlatıyor yaptıklarıyla.

Bende şimdilik havadisler böyle, kardeşim.

Kendine çok dikkat et. Haftaya yine yazacağım.

Hacı anne, hacı babaya çok selam. Abilerine çok selam. Ufaklığı öp benim için.

Çüüüüüüüüzzzz…….

Not: Buradaki eczanelere gidip ilaç almak bir takım bürokratik işlemler gerektiriyor. Doktor raporunu İl Sağlık Müdürlüğü’ne onaylatıp reçeteyi sigorta şirketinde kaşeletmek falan lazım. Bana iki kutu Apranax Forte bir de Sandoz Vitamin yolla. Grip olsak öleceğiz yahu…

Hayko Bağdat’tan
mektup var

2017-03-09T15:39:31+00:00