Öğrendik ki #Özgürüz, Alman Başbakanı Merkel’in Ankara ziyaretinde masadaki gündem maddelerinden biriymiş.

Daha iki haftalık bir internet sitesine, yayın öncesi hacker saldırısı düzenlenmesi, içeriği görülmeden erişim engeli getirilmesi, sonra da diplomatik mesele muamelesi yapılması, nasıl bir kaygının eseridir?

Kendimizi elbette önemsiyorduk, ama bu tabloyu görünce, sandığımızdan da önemli olduğumuzu düşünmeye başladık. Son dönem, ziyaretçilerimiz de çoğalmaya başladı; Türkiye’den gelen dost-düşman, sağolsunlar, önemsendiğimizi daha da çok hissettirdi bize

Bu alaka seferberliğinin nedeni, Türkiye’de medyaya konan yasakların yurtdışında işlememesi olabilir mi acaba? Malum: Önemli bir olay olduğunda artık kanallar öyle “Son dakika” filan diyemeyecek, olay ne kadar büyük olursa olsun mümkün olduğunca küçük gösterecek, kullanılacak görüntüler, kamu idaresinden gelecek, tanıklara mikrofon uzatılmayacak. Böylece olayda hükümetin bir ihmali varsa gözlerden gizlenecek, referandum öncesi eleştirel görüşlerin dillendirilmesi engellenecek.

İktidar, zaten yüzde 90’ını kuşatma altına aldığı basını, bir de bu yasaklarla hepten susturma derdinde…

Biz, bu yasakları tanımayacağımızı, her olayda gazeteciliğin gereklerini yapacağımızı açıkladık. Elbette kana boyanan ekranlardan, felaket çığırtkanlığından, yaralı, ölü insan bedenlerinin sergilenmesinden söz etmiyoruz; #ÖZGÜRÜZ’de asla böyle görüntüler görmeyeceksiniz. Ancak, IŞİD iki Türk askerini diri diri yaktığında ya da Ruslar “yanlışlıkla” Suriye’deki Türk hedeflerini vurduğunda, Türk basınının büyük çoğunluğu gibi suskunluğa bürünüp olayın üzerini örtmeye çalışmayacağız. Duyuracağız, konuşacağız, sorgulayacağız.

#ÖZGÜRÜZ, bu amaçla yola çıktı.

Henüz 3. haftamızdayız. İki kişiyle başlamıştık, bugün 10 kişiyiz. Başladığımızda ancak Mart’a kadar yetecek paramız vardı; bugün Haziran sonuna kadar yayını sürdürebilecek desteğe kavuştuk. Öncelikle kumbaramıza katkı yapan siz okurlarımız sayesinde… Yaptığımız destek çağrısına ilk iki haftada 300’e yakın okurumuz ve basın özgürlüğünü destekleyen kimi kurumlar cevap verdi ve onların yaptıkları küçük katkılar, bize büyümenin kapılarını açtı. Zor durumda kalmamaları için isimlerini saklı tuttuğumuz bu kişi ve kurumlara buradan teşekkürlerimizi yolluyoruz.

Geçtiğimiz haftasonu, olay yerinden ilk yayınımızı İstanbul Bakırköy’deki KESK mitinginden yaptık. İhraç edilen akademisyenlere, merkez medyanın uzatmadığı mikrofonu uzattık. Bu yayınlar çoğalacak. Çok yakında sitemizi sıcak haberlerle güncelleşmiş halde ve daha dinamik bir içerikte göreceksiniz. Ulaşım engeline rağmen, Periscope’ta, Youtube’da, Facebook’ta yaptığımız yayınların ne kadar çok izleyiciye ulaştığımızı görüyorsunuzdur; bunlar daha da sıklaşacak ve giderek düzenli bir periyoda kavuşacak. Katkınız büyüdükçe muhabir ağımız ve yazar profilimiz de genişleyecek. Ve umuyoruz ki kısa zamanda, asıl amacımız olan özgür bir televizyon istasyonu aşamasına geleceğiz.

Bu vesileyle bugünden itibaren aramıza katılan Şebnem Sönmez’e “Hoş geldin” diyelim. Desteğinize de bir kez daha teşekkür edelim.

İyi haftalar.

Can Dündar