Berlin, Yastık ve Merkel

Canım Kardeşim Selam;

Burada her sabah İsa Mesih’ten memleketimdeki tüm insanlar için sağlık, adalet ve huzur diliyorum. Elbette senin adını özellikle geçiriyorum dualarımda. Dile kolay 27 yıllık arkadaşız neticede.

Geçen Ada’da beni sormuşlar sana. Halimi, durumumu etraflıca anlatayım ki sual edenlere mahcup kalmayasın.

En önemli gelişme hanım ve çocuklar yanıma vardılar. Biliyorsun Can Abi’nin eşini rehin tutuyorlar memlekette. Firavun bile böyle yapmazdı vakti zamanında ama bu konuda çok konuşmayayım diyorum. Mektup okunur falan senin de başını belaya girmesin. Gözü döndü bunların, en kötüsünü yaparlar alimallah.

Aile gelince ilk işim ev tutmak için girişimde bulunmak oldu.

İnan her şey çok kolay başladı. Koca Alman medeniyeti neticede bu, boru değil.

İnsanların hayatlarını kolaylaştırmak için yüz yıldır kafa patlatıyor adamlar. Sorunları azaltmanın çaresine bakıyorlar. Sorunları bilemedim ama dünya nüfusunu bayağı bir azalttılar aslında.

Artık öyle değillermiş ama. Okullarda bile ırkçılığın ne fena bir hastalık olduğunu anlatıyorlarmış. Geçen bizim Garo geldiydi de vekil olduğundan Alman Parlamentosunu ziyaret ettiydi. Genel Kurul’da Yahudi Soykırımı anmasına denk gelmiş. Bütün Genel Kurul ağlayarak soykırımdan kurtulan yaşlı bir Yahudi kadını ayakta alkışlamış. O da bizim mecliste Ermeni Soykırımı için bir şeyler mırıldandıydı da yaka paça atıldıydı dışarı. Üzüldü çocuk. Sana da çok selamı var.

Neyse, ev tutma girişimimden bahsediyordum.

Ev tutmak için oturum izni gerekiyormuş. Bizim Can Abi dört günde çıkarmış izni. Eyvallah dedim. Hadi benimki de en fazla beş gün sürsün. Üç günde verseler Can’a ayıp olacak. Biliyorsun o da ünlü benim gibi.

Kalktım gittim anlattım derdimi.

“Oturum izni için sabit bir adres vermelisiniz” dedi memur kadın.

Hemen atıldım; “Ama sabit adres için önce oturum izni dediler bize” dedim yedi kelimelik İngilizcemle.

O günün üzerinden tam 27 gün geçti. Kurabildiğim son mantıklı cümle galiba oydu.

Oturuma adres, adrese oturum çelişkisinde en ufak bir gelişme sağlayamadım.

Üstelik hadi ev buldum diyelim. Evi görmeye gitmek için kız istemeye giderken yaşanılan heyecan basıyor içimi. Haftada bir, iki saatliğine gösteriyorlar evi. O da tüm taliplere aynı anda. Evin içine otuz kişi doluşup banyonun kullanışlılığı hakkında muhabbet ediyoruz. Herkes bir gizemli davranmak zorunda. Evi çok beğendiğini belli etmeyeceksin mesela. Diğer taliplerin yanında kuul olacaksın.

Ben bizim oğlana yüksek sesle “Araaas, bu oda harika oğlum. Senin odan olur bu” deyip bir de beşlik çaktım diye hanım hala konuşmuyor benimle.

Güzelim ev benim yüzümden o yeni evli çifte gitmiş.

Türklere de kolay ev vermiyorlarmış ayrıca.

Memlekette Ermeni olmak, burada Türk olmak falan çok sıktı lan beni. Öyle sıradan, dümdük bir insan olabileceğim iki metrekare toprak bulamadım şu koca dünyada.

Neyse, ev tutma konusu bitmedi.

Ev tutabilmek için son üç aylık banka kaydını vermen gerekiyor. Onun bir adı da var. Şufle midir nedir. Fakat benim Alman bankasında hesap açabilmem için önce oturum izni almam gerekiyormuş. Oturum için de adres lazımdı, unutma. Adres için de banka hesap numarası falan.

Baktım böyle olmayacak araya adam koyayım dedim. Neticede sıradan insanlar değiliz, bize ufaktan ayrı muamele yapılsın.

Tam da o sırada bizim Can Abi Merkel ile görüşecekti. Bir gazetenin kuruluş yıldönümü mü ne varmış da Merkel de oraya gelecekmiş de Can Abi de görüşecekmiş falan. Beni niye davet etmediler diye soracak olursan cevabım yok. “Ermeniyiz diye mi çağırmadınız ulan” diye bir mail attım hem gazeteye hem Merkel’e, cevap bekliyorum. Can Abi’yi de cc’ye koydum. O da hassas olsun artık biraz.

Neyse, Can Abi’ye o kadar anlatmama rağmen Merkel’e “sizin sisteminiz yanlış Sayın Şansölye, ev tutma ve yerleşme meselesinde Hayko gibi akıllı bir adam bile bir aydır başarılı olamadı. Emaneten bir yerde çoluk çocuk perişan oldular. Biz Türkiye’deki sistemi size anlatalım da onu hayata geçirin. Bir de Hayko size bir uğrasın da ev meselesine belki bir el atarsınız” demedi.

Şansölye birkaç gün sonra Türkiye’ye gidecekmiş de Erdoğan ile görüşecekmiş gibi mevzular konuşmuşlar. Sanki yeni bir durum. Merkel Türkiye’deki her seçim öncesi bize uğrar da Erdoğan’a bir omuz verir zaten ya.

Bizim mesele yine arada kaynadı.

Bu arada Merkel tam Türkiye ziyareti öncesi Erdoğan’ın nefret ettiği gazetecilerle fotoğraf çektiriyor diye biraz huylanmadım desem yalan olur.

Adamı sinir etmek istiyorsa kendi bir şey yapsın yahu. Koca Şansölye neticede.

Mektup çok uzadı. Haftaya yine yazarım kardeşim.

Ha bu arada Mustafa Altıoklar da buradaymış. Hemen çok iyi arkadaş olduk. Süper bir herifmiş. Biliyorsun Kemalist o ama inan çok iyi insan. Mektupta ondan da bahsederim haftaya. Bir de internet gazetesi kurduk burada. Ondan da bahsederim

Hacı anne, hacı babaya çok selam. Abilerine çok selam. Ufaklığı öp benim için.

Not: Kardeşim bu telaş içerisinde yastık alamadım kendime. Nerede satılıyor bilmiyorum. Yastık almak için hangi bürokratik işlemler var bilmiyorum. Boynum tutuldu yastıksız yeminle bir aydır. Bir soruver bakalım oralardan yastık yollamak kolay iş mi…

Son Dakika: Almanya Genel Kurmay Başkanı haftalık
olağan görüşmesinde Hayko Bağdat’ı kabul etti.

Hayko Bağdat’tan
mektup var

2017-02-14T12:33:18+00:00