Bakur’un yönetmenlerinden Ertuğrul Mavioğlu: “Belgesel sinema susmayacak”

Bakur belgeseli nedeniyle haklarında 5 yıla kadar hapis istenen yönetmenler Çayan Demirel ve Ertuğrul Mavioğlu, Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı.

Bakur belgeselinin gösteriminden iki yıl sonra, filmin iki yönetmeni Ertuğrul Mavioğlu ve Çayan Demirel ile Batman’daki film gösteriminden sorumlu Dicle Anter’e “örgüt propagandası” suçlamasıyla dava açıldı. Bugün Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davayla ilgili detayları #Özgürüz’e anlatan Ertuğrul Mavioğlu, davadaki izlenimlerini şöyle anlattı:

“Çayan Demirel ile bugün Batman’a gelip duruşmaya katıldık. Duruşmada, önce hazırlanan iddianameye yönelik önce avukatlarımız yetkisizlik talebinde bulundular. Bu yetkisizlik talebi filmin İstanbul’da yapılmasıyla alakalıydı. Batman’ı ilgilendirmediğini söyler fakat bu yetkisizlik talebini mahkeme reddetti. Bunun üzerine ilk iddianameye karşı beyanda bulunmak üzere mahkeme heyeti beni kürsüye çağırdı. Beş sayfalık bir karşı beyan hazırlamıştım. Bu beş sayfalık karşı beyanda özellikle altını çizdiğim nokta, terörle mücadele yasasının çok kullanışlı bir madde olarak aydınların, demokratların, akademisyenlerin, yazarların, gazetecilerin yargılanmasına ve onların susturulmasına yönelik bir tarz haline dönüştürüldüğünü, Türkiye çapında binlerce insanın terörle mücadele yasasından yargılandığını ya da cezaevine girdiğini anlattım. Şimdi anlaşılan sıra film yönetmenlerine geldi dedim. Film yönetmenleriyle ilgili 12 Eylül döneminde tutuklamalar olmuştu. Film yönetmenleri örgüt üyeliğinden, DİSK üyeliğinden, Sine Sen üyeliğinden idamla yargılanmıştı. İşkence görenler olmuştu. Bunlardan bahsettim. Fakat hiçbir film yönetmeni bugüne kadar çektiği filmden ötürü yargı karşısına çıkartılmış değildi. Enteresan bir şekilde Bakur’dan ayrı Nujin adlı bir belgesel de Batman’da yargılanıyor.”

“Film, AA’nın Kandil’e ekip gönderdiği süreçte çekildi”

Savunmasında filmin AA’nın Kandil Dağı’na ekip gönderdiği dönemde çekildiğine vurgu yapan Mavioğlu, “Türkiye Cumhuriyeti neredeyse 100 yaşına merdiven dayamış durumda; bununla beraber ilk kez film yönetmenleri hakkında ağır cezalık bir dava açılmış durumda. Tabi bu davanın Türkiye’yi sansür bakımından çok daha geri noktalara ittiğini, örneğin Çin’de, İran’da film yönetmenleri yargılanırken Türkiye’nin de bu kervana katıldığı gerçeğini vurguladım. Bu anlamda da mahkemenin bu davayı esas itibariyle belgesel yönetmenlerinin işlerini yapmalarını engellemek amacıyla bir ibreti alem için açtığını vurguladım. Bunun dışında vurgulanması gereken nokta şu; 2013 yılında çekilmiş bir Bakur filmi tam çözüm süreci diye adlandırılan, Anadolu Ajansı’nın bile Kandil Dağı’na ekip gönderdiği bir dönemde çekilmişti. Devletin resmi ajansı olan Anadolu Ajansı’nın Kandil Dağı’na ekip gönderdiği, gazetelerin manşetlerde çözüm sürecinden övgüyle bahsetmiş olduğu bir dönemde çekilmiş olan bu filmi yargılamanın abesle iştigal olduğunu söyledim.” ifadelerini kullandı.

“Sinemacıların boyunlarına terör yaftasını asamayacaklar”

Bakur filminin terör propagandası yaptığına dair ortaya atılan iddiaları reddeden Mavioğlu, “Terör propagandası iddiası tamamıyla mesnetsiz bir iddiaydı. Bu mesnetsiz iddia aynı zamanda bütün Bakur filmini izleyenleri aptal yerine koyamaya çalışan bir iddiaydı. Bunu kesin olarak olarak reddettiğimi ve kendimize yönelik bir hakaret saydığımı söyledim. Kimse yanında kameradan, tripodtan, ışıktan veya benzeri teknik araçlardan başka herhangi bir toplu iğne bile taşımayan belgesel sinemacılarının, boyunlarına terör yaftasını asamayacaklarını söyledim. En nihayetinde dünya çapındaki yönetmenlerden örnekler vererek belgesel sinemanın olgusal gerçeklik üzerine dayandığını ve bizim mesleğimizin olgusal gerçekliği halka aktarmak olduğunu söyledim ve bu anlamda gazetecilik de belgesel yönetmenliği de aynı işi yapar, hakikatin peşindedir ve bu çerçevede faaliyetini sürdürür. Bunu çok net olarak vurguladım. Bunun karşısında yapılan yargılamaların tamamının belgesel sinemacılarını faaliyetlerinden alı koymak amacı taşıdığını ifade ettim. Benden sonra Çayan Demirel’e sıra geldi. Çayan da mesleğini yaptığını açıkça ifade etti. Biz bir faaliyet yürüttük ve siz bunu suçlama konusu yapamazsanız dedi. Şunu çok net olarak vurgulamak gerekir ki, çok sayıda belgesel sinemacı, Bakur davasıyla dayanışmak için Batman’a geldi. Çok sayıda gazeteci ve avukatlar geldi. Bunlara teşekkür etmenin ötesinde bir irade beyanı olduğunun da farkındayım. Evet, çok net olarak söylüyorum ki belgesel sinema susmayacak.” dedi.

Ne olmuştu?

Gazeteci Ertuğrul Mavioğlu ile yönetmen Çayan Demirel’in yönettiği, yapımcılığını Ayşe Çetinbaş’ın üstlendiği 92 dakikalık Bir Gerilla Belgeseli: BAKUR (Kuzey) belgeseli 21 Mart 2013 Diyarbakır Newroz’unda PKK lideri Abdullah Öcalan’ın PKK’ye geri çekilme çağrısıyla başlıyor. 2013 yılında başlayan belgesel hazırlıkları iki yıl sürdü ve eser 2015 yılında seyirciyle buluştu.

Belgesel 34. İstanbul Film Festivali’nde yarışma dışı kategorisinde  gösterilecekti.

Ancak İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), belgeselin gösterimini iptal etti, gerekçe olarak Kültür ve Turizm Bakanlığının 11 Nisan’da gönderdiği “kayıt tescil belgesi” konusundaki uyarı yazısını gösterdi.

İKSV sansürüyle İptal edilen gösterim tarihinde izleyiciler Atlas sineması önünde toplandı, daha sonra film gösterimi yerine forum yapıldı.

Salondaki forumun ardından Cezayir Toplantı Salonu’nda sinemacılar ortak bir toplantı düzenledi ve “Nefesim Kesilene Kadar” ve “Homo Politicus” ekipleri boykot kararını uyguladı.

Dava 2 yıl sonra açıldı

Belgeselin gösteriminden iki yıl sonra, filmin iki yönetmeni Ertuğrul Mavioğlu ve Çayan Demirel ile Batman’daki film gösteriminden sorumlu Dicle Anter’e “örgüt propagandası” suçlamasıyla dava açıldı.

Savcı Ömer İlhan’ın hazırladığı iddianamede, gazeteci, sinemacı Mavioğlu, yönetmen Demirel’in ve Anter’in Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 7/2 maddesi uyarınca cezalandırılması istendi.

© https://ozguruz.collateral-freedom.org
29.05.2018

 

2018-05-29T15:01:55+00:00