Tuna Bekleviç: “Herkes barışa, kardeşliğe ve eşitliğe aç”

Ankara’dan Diyarbakır’a ‘Kardeşlik Yürüyüşü’ başlatan Tuna Bekleviç, yürüyüş notlarını #Özgürüz’le paylaştı.

Ankara’dan Diyarbakır’a 16 Nisan’da “Kardeşlik Yürüyüşü” başlatan Tuna Bekleviç, 27 gün sonra Diyarbakır’a ulaştı. Daha önce AKP’den milletvekili adayı olan ve farklı bakanlıklarda danışmanlık yanan Bekleviç, bağımsız cumhurbaşkanı adaylığı için 100 bin imza engeline takılmıştı. Bekleviç, yürüyüşün amacını, devletin aynılaştırma, asimilasyon politikaları ve anadildeki eğitim sorunları gibi çok geniş problemlerin eşitlik temelli, kardeşlik kapsamında masaya yatırılması olarak özetledi.

“Umut ediyorum ki bu yürüyüş barışa biraz katkı sağlamıştır”

Yürüyüşe başladıktan 27 gün sonra Diyarbakır’a ulaşan Bekleviç, “Yürüyüşümüz referandumun yıldönümünde 16 Nisan’da başladı. Bu bizim 27. Günümüz. 1058 Km. kat ederek son adımımızı da Tahir Elçi’nin vefat ettiği, düştüğü ama fikirlerinin, hislerinin hiçbir zaman ölmeyeceğini hatırlattığımız nokta olan Dört Ayaklı Minare’nin altında son adımımızı atacağız. Bizim için Dört Ayaklı Minare’ye ulaşabilmek çok özel bir durum. Bu yürüyüşün maksadı, Türkler ve Kürtler arasında son dönemlerde artan gerginliğin elden geldiğince azaltılması, eşitlik temelli kardeşlik mesajlarının güçlü tutulması ve barış gönüllülerine bir tutam ilham verebilmekti. Umut ediyorum ki bu yürüyüş ilhama biraz katkı sağlamıştır.” dedi.

“Herkes barışa, kardeşliğe ve eşitliğe aç”

Konuşmasında yol boyunca yaşadığı anıları da anlatan Bekleviç, “Yol boyunca en özel anım burası oldu. İnanılmaz bir karşılama yaptılar öncelikle. Yağışa rağmen buluştuğumuz mekan inanılmaz doluydu. Herkes oradaydı. İnsanlar barışı kucaklamak istiyorlar burada. Herkes barışa, kardeşliğe ve eşitliğe aç. Burası sancılı bir şehir; zalimi, zulümü yaşamış. Dolaysıyla buradan daha özel hiçbir nokta olmadı. İkincisi ise Suruç’tu. Tam 1 milyonuncu adımımız Suruç’a denk geldi. Bu da tabi çok anlamlıydı. Orada yoldan topladığımız kır çiçeklerini masum gençlerimizin hain saldırıda hayatını kaybettiği yere bıraktık. Suruç programımız da bu açıdan çok özel bir programdı. Özellikle seyahatimizin ilk günlerinde daha milliyetçi, muhafazakar insanların yaşadığı illerden geçtik. Oralarda vereceğim mesajların bölge için çok ağır olacağını düşünüyordum ilk etapta. Fakat gördüm ki o bölgede yaşayan insanlar da kardeşliğe aç bir durumda. Çatışmalardan, savaşlardan yorulmuş. Dolaysıyla o bölgelerde en ufak olumsuz bir deneyim yaşamamış olmamız bence Türkiye için çok olumlu bir adım.” ifadelerini kullandı.

“Demirtaş’ın siyasi bir rehine olarak tutulması ayrı bir problem”

Son olarak halklar arasındaki kardeşliğin mevcut siyasi koşullar içerisinde çok zor olduğunu ifade eden Bekleviç, “Ben Edirneliyim. Mevcut koşullar altında Edirne ile Diyarbakır’ı birleştirmek çok zor. Çünkü böyle bir siyasi zulüm varken ortada HDP’li, sadece Demirtaş özelinde söylemek istemiyorum; onun dışında da Demirtaş’ın adeta siyasi rehine olarak tutulması da ayrı bir problem. Ben bunu geçtiğimiz sene Eylül ayından beri söylüyorum, söylemeye de devam edeceğim. Bunun dışında kayyumlar var, belediye başkanları var, parti yöneticileri var. Yüzlerce, binlerce isim içeride yatıyor. Şimdi buna bakınca bir uzlaşma olmasının imkanı yok. Öncelikle herkesin serbest bırakılması gerekiyor. Bunlar içinde en sembol isim Selahattin Demirtaş oldu. Dolaysıyla ben bir Edirneli olarak yola çıkışımın amacı da bu ilhamdır.” ifadelerini kullandı.

Haber: Mehmet Erol

© https://ozguruz.collateral-freedom.org
12.05.2018

2018-05-12T12:28:47+00:00