HDP’li Kadri Yıldırım: İslam’da kadın karşıtı söylemler güncellenmeli

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın  başlattığı “İslam’da reform” tartışmalarına HDP’li Kadri Yıldırım da katıldı. İlahiyatçı, Akademisyen Yıldırım, İslam’da güncellenmesi gerekenin kadın karşıtı yorumlamalar olduğunu söyledi. Yıldırım, “Hz Muhammed Mekke’yı fethettiği zaman o kadar mütevazi ve merhametli davrandı ki Mekke, barış yoluyla fethedildi. Önce gönüllerle fethedildi. Yıkmak, fetih olamaz, yıkmak ancak savaş olur. Düğün ile savaş yan yana getirilemez” dedi. 

 

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başlattığı “İslam’da güncelleme” tartışması devam ediyor. Halkların Demokratik Partisi, (HDP) Milletvekili ve İlahiyatçı Kadri Yıldırım tartışmalara ilişkin #ÖZGÜRÜZ’e önemli değerlendirmelerde bulundu. Yıldırım, tartışmalara ilişkin yaptığı araştırmaları da kitaplaştırdığını, bunu da önümüzdeki günlerde Diyanet Başkanlığı’na göndereceğini aktardı.

Yıldırım, aynı zamanda Demokratik İslam Kongresi’nin şurasında da yer alan bir isim.

Bugün güncellenmesine ihtiyacı olan konulardan özellikle kadın bağlamında olanları önceden ele aldığını dile getiren Yıldırım’ın konuyla ilgili araştırması ise Nisan ayında yayınlanacak. Yıldırım, güncellenmesi gerekenin İslam’ın kendisi olmadığının şu sözlerle altını çizdi: “Güncellenmesi gereken şey İslam’ın iki kaynağı olan Kur’an-ı Kerim ve Hz Peygamber’in sünnetine ilişkin yorumların yanlış olanlarıdır” dedi. Tefsih ve fıkıhın güncellenme ihtiyacı olduğunu dile getiren Yıldırım, “Tefsih, Kur’an-ı Kerim’in ayetlerini yorumlama bilgisidir. Bu yorumu belli bir düzeyde ilim sahibi olanlar yapar. Kur’an-ı Kerim’in ayetlerinde neyi kastedildiğinin yorumu ise beşeridir. Yanılma payı da olabiliyor.”

 

“Kadın ile ilgili yanlış yorumlamaların reforma ihtiyacı var”

Kadının erkeğin kaburgasından yaratıldığı bilgisinin bunların başında geldiğini dile getiren Yıldırım, “Bu daha çok Tevrat bilgisinden İslami kaynaklara geçmiştir. Tevrat’ta deniliyor ki; “Allah Hz Adem’i yarattığı zaman ona bir uyku musallat etti. O uykudayken kaburgasından Havva’yı yarattı ve bu yeri bir etle doldurdu.” Tahrif edilmiş olarak Tevrat’a sokulmuş olan bu doğru olmayan bilgi bir şekilde İslami kaynaklara da yansımış, bizim Müslüman tefsircilerimiz de bunu alıp işlemişler. Oysa ki Kur’an-ı Kerim’de deniliyor ki “Allah hepinizi aynı nefisden aynı özden yaratmış.” Kaburga diye bir şey söz konusu değildir.

 

“Cennet’ten kovulmanın suçlusu Adem’dir”

“Hz Adem’e Allah’ın yasak koyduğu meyveyi Havva’nın yedirdiği ve ilk günah sebebi olduğu ve kadının da Havva şahsında doğar doğmaz bu günahın parçası olduğu” bilgisini ise Yıldırım şöyle yorumluyor: “Kadının bu şekilde ikinci sınıf vatandaş olarak yaşamını sürdürmesi anlayışı söz konusudur. Oysa Kuran’ı Kerim’de cennetten kovuluş hikayesi sadece Havva’ya değil. hem Adem’e hem Havva’ya ikisine birden dayandırılıyor. Hatta bu işin suçlusunun birinci derecede Adem olduğu söyleniyor. Bu Kuran’ı Kerim’de açık ve net olarak böyle söylenir ama güncellenmesi gereken bu tür tefsirlerdir.”

 

“Kur’an’da kadın meta olarak sunulmaz”

Evlilik örneğini veren Yıldırım şu yorumlamalara dikkat çekti: “Bazı yorumlarda evlilik bir alışverişe benzetiliyor. Hatta daha ileri götürülerek bir kölelik alışverişine benzetiliyor. Evlilik olayında damat tarafının ekonomik olarak vermek durumunda olduğu kadının özgürlüğü için kullanacağı maddi karşılığı, fıkıhçılar kadının cinsel organından yararlanma bedeli olarak ele almışlardır. Kuran’da ve hadislerde evlilik olayı “sükunet” olarak ele alınmıştır. Yani erkek kadın ile kadın erkek ile huzur bulacak, karşılıklı yardımlaşma dayanışmadır. Kur’an’da ve hadislerde herhangi bir köle alışverişi gibi gösterilip kadını meta haline getirmek gibi bir şey söz konusu değildir.”  Yıldırım, bu kadın karşıtı söylemlerin güncellenmesi gerektiğinin altını çizdi.

 

“Cihad savunma mücadelesidir; kafa kesme değildir”

IŞİD, El Nusra gibi örgütlerin eliyle ‘Cihad’, ‘Fetih’, ‘Ganimet’ gibi meselelerin gündeme geldiğini hatırlatan Yıldırım, bu olguların güncellenme ihtiyacına da parmak bastı. Yıldırım, “21. yüzyılda malesef fetihten amaç bir ülkeyi memleketi işgal etmek; cihattan anlaşılan ise kafa kesmek, insanları durup dururken öldürmek anlayışı ortaya çıktı. Köleleştirmek cariyeleştirmek anlayışı var.Bu, olguların yanlış yorumlanmasıdır. Eşitlikçi, özgürlükçü bir çerçevede yenilenmesi gerekir. Hz Peygamber’in hadislerine baktığımız zaman cihad bir savunma mücadelesidir. Kelime anlamı da mücadeledir. Dışarıdan bir saldırıya maruz kaldığında korumak cihaddır. Bunu kendi silahınla da yapabilirsin. Bir memleketten insanlar huzur içinde barış içinde yaşarken sırf onun görüşünü mezhebini beğenmiyorsun diye gidip onu kendi evinde öldürmezsin” dedi.

 

“Fetih suresi, barışı onaylamak için indi”

“Bugün Afrin’de ezan okunuyor, camiler vardır”  diyen Yıldırım şunları da sözlerine ekledi: “Bir İslam memleketine fetih adı altında harekat düzenlemek hele ki buna Diyanet gibi bir kurumun alet edilmesi kabul edilebilecek bir şey değildir. Fetih savaş değildir. fetih gidip bir yere askeri harekat düzenlemek değildir. Hz Muhammed Müslümanların aleyhine olan ağır şartlar taşıyan bir anlaşma imzaladı. Buna rağmen Fetih Suresi indi ve dedi ki: ‘Bu yapmış olduğunuz, şartları ağır olan barış, en iyi savaştan bile iyidir. Müslümanlar, hiç bir zaman siz bu fetih şartları aleyhinize diye vazgeçmeyin.’ Bu sure, barışı onaylamak üzere iniyor. Hz Muhammed Mekke’yı fethettiği zaman o kadar mütevazi ve merhametli davrandı ki Mekke, barış yoluyla fethedildi. Önce gönüllerle fethedildi. Yıkmak, fetih olamaz, yıkmak ancak savaş olur. Düğün ile savaş yan yana getirilemez.”

Haber: İrfan Uçar- Eren Güven

© ozguruz.org
12.03.2018

2018-03-12T14:50:35+00:00